25’inci Yılında Kazakistan-Türkiye İlişkileri

(05.01.2017)
 

 

 

Hikmet Eren

EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı 

 

Kazakistan, bağımsızlığının 25’inci yılını kutluyor. Aradan geçen çeyrek yüzyılda hem bölgesinin hem de uluslararası politikaların önemli bir aktörü oldu. Ama 1991 yılında dünya siyaset sahnesinde öne çıkan ülke, uluslararası toplumun eşit ve güvenilir üyesi sıfatını bir günde kazanmadı. O dönemde bağımsızlık yoluna koyulan bu yeni devlete karşı, güvensizlik ve hatta ürkeklikle bakan ülkelerin olduğunu biliyoruz. Çünkü genç Kazak devleti, Sovyetler Birliği’nden çöken bir ekonomiyle birlikte, tüm dünyaya korku salan büyük ölçekli bir nükleer silah mirası da almıştı. Birçok ülke hükümeti bu büyük nükleer güce sahip yeni ülkenin uluslararası arenada hangi adımları atacağını merakla izliyordu. Ama Kazakistan için duyulan bu endişelerin hepsi boşunaydı. Zira kurucu Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in izlediği barışçıl politikalar sayesinde Kazakistan nükleer silahlardan kendi özgür iradesiyle vazgeçti. Semey Nükleer Deneme Poligonu'nu kapattı. Bu tesisin kapatılması, nükleer silahların gelişmeye başladığı dönemden günümüze kadar olan süreçte ilk ve tek örnek olma özelliğini sürdürüyor. Bu o dönemde çok büyük değişimler yaşayan dünya için tarihi bir karardı. İzlenen bu yol ülkenin uluslararası siyasetteki ilk başarısı olmasının yanı sıra, günümüzde de attığı başarılı adımlarını önünü açtı. Bugün ise Kazakistan topraklarında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK)  gözetiminde,  nükleer gücün barışçıl amaçlarla kullanılması için ihtiyaç duyulan düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum yakıtı bankası bulunuyor. 

 

Kazakistan Mart 1992 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı’na  tam üye oldu ve bundan sonraki süreçte küresel ölçekte sorunların çözümü konusunda görev almaya başladı. Günümüzde Kazakistan birçok önemli uluslararası kuruluşa üye olmakla birlikte, kendisi de pek çok uluslararası ve bölgesel kurumun kurucusu ve olumlu başlangıçların öncüsü konumunda. 1992 yılında BM Genel Kurulu 47’nci toplantısında Devlet Başkanı N. Nazarbayev tarafından önerilen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı günümüzde tam teşekküllü bir uluslararası kuruluş sıfatıyla faaliyetine devam ediyor. Kazakistan’ın bu süreçte dâhil olduğu uluslararası teşkilatlara kısaca bakalım.

 

2010 yılında, Kazakistan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) Dönem Başkanlığı yaptı. Kazakistan’ın AGİT Başkanlığı süresince çok önemli faaliyetleri olduğunu görüyoruz. Başkanlık olarak yapılan en önemli faaliyet, 11 yıllık aradan sonra, Devlet Başkanı N. Nazarbayev’in girişimiyle Astana’da 1–2 Aralık 2010 tarihinde düzenlenen AGİT Zirvesi oldu. Kazakistan, kurumun çalışmalarına yeni bir ivme kazandırdı. AGİT’in dikkatini uygarlıklar arası diyalogu geliştirmeye, Merkezi Asya’daki ekonomi ve ekoloji gibi sorunlara çekmeyi başardı. Zirve sonucunda Astana Deklarasyonu kabul edildi. Deklarasyon, AGİT’in yeni bir boyutunu, Avro-Atlantik ve Avrasya toplumlarına bir bütün ve bölünmez güvenlik bakımından yaklaşma boyutunu ortaya koydu. 

 

Kazakistan’ın yakında dönemde uluslararası önemli bir organizasyonda aldığı görev ise İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dönem Başkanlığını 2011–2012 yıllarında yürütmekti. İİT Başkanlığı sürecinde Kazakistan, Doğu ile Batı’yı yakınlaştırma stratejisini devam ettirdi. Bunun yanı sıra, Kazakistan Başkanlık sürecinde, dünyada İslamofobi’nin yayılmasını engellemek, küresel ve bölgesel güvenliği pekiştirmek üzere gayret gösterdi. Kazakistan, 2017 yılında ise uluslararası arenada yine büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Astana bu yıl EXPO 2017 Dünya Ticaret Fuarı’na ev sahipliği yapacak. Kazakistan yönetimi bu organizasyona uzun yıllardır titizlikle hazırlanıyor.

 

Kazakistan’ın 25 yıllık bu yolculuğunda hiç şüphesiz Türkiye ile yaptığı işbirlikleri damgasını vurdu. Kazakistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye oldu. Bundan sonraki süreçte iki devletin ilişkileri çok hızlı şekilde gelişti.

 

İki Ülkenin Dostluk İlişkileri Dünya Politikasını Etkiliyor

İki ülkenin işbirliği çok alanlı formatta ilerliyor; Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı, Türk Konseyi, Türk Akademisi, TÜRKPA, TÜRKSOY gibi ortaklıklar çerçevesinde arzu edildiği gibi sürdürülüyor.

 

Kazakistan’ın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Başkanlığı döneminde, Türkiye önde gelen destekçilerden biri oldu. 2010 yılında Astana’da yapılan AGİT Zirvesine Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında yüksek düzeyli heyetin katılmasıdır. Kazakistan’ın 2011 yılında İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanlığı’nı verimli bir şekilde yürütmesinde de Türkiye olabildiğince destek verdi. Bundan başka Türkiye, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Güvenlik Konseyi’nin 2017-2018 dönemi Geçici Üyeliği için Kazakistan’ın adaylığını destekledi. Bu noktada Türkiye, Astana’nın EXPO-2017 Dünya Ticaret Fuarı’na yönelik adaylığını desteklemek için Kazakistan Cumhuriyeti’nin diplomatik temsilciliğinin bulunmadığı Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde de çalıştığını biliyoruz.

 

Buna karşı geçtiğimiz yıl Rusya ile yaşanan uçak krizinde, Moskova-Ankara hattında gerilen ilişkilerin normalleşme sürecine girmesi için Nazarbayev’in gösterdiği çabanın hakkını vermek gerekiyor. O süreci kısaca hatırlayalım.

 

Rusya’nın Su-24 tipi askeri uçağının vurularak düşürülmesinden sonra, Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin gerginleşmişti. Rusya, Türkiye’ye karşı yaptırımlar uyguladı, ticari-ekonomik ve turizm alanlarında sınırlamalar koydu. Türkiye ekonomisi olumsuz etkilendi.  Bir önceki yıla göre Türkiye gelen Rus turist sayısı yüzde 90’ların üzerinde azaldı. 

 

Hem dost, hem akraba sayılan devletler arasında gerginleşen jeopolitik durum, hiç kuşku yok ki Kazakistan’ı da etkiledi. Dolayısıyla buna karşı kayıtsız kalınamazdı. Bu meseleyi sıkı takibe alan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, uzlaştırıcı anlaşmanın ön şartlarını oluşturdu. Nazarbayev’in başarılı diplomasisi sayesinde Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler yeniden normalleşme sürecine girdi. 

 

Aslında iki ülkenin uluslararası arenada birbirlerinin çıkarlarını korumaya yönelik yaptıklarını çok daha uzun bir listede vermek mümkün. Ama bu noktada iki dost ülkenin ekonomik ilişkilerindeki son 25 yıllık süreçte yaşananlara da bakmak gerektiğini düşünüyorum.

 

Türk- Kazak Ekonomik İlişkiler Potansiyelinin Hâlâ Altında

Türkiye ve Kazakistan arasında hem ticaret hacminin hem de yatırımların 25 yıllık süreçte arttığını görüyoruz. Günümüzde ise Kazakistan’da bin 600’den fazla Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Kazakistan ekonomisine yaklaşık 2 milyar dolar düzeyinde Türk yatırımı yapıldı. Kazakistan’dan Türkiye’ye ise yaklaşık 1 milyar dolar düzeyinde yatırım yapıldığı biliniyor. Bununla birlikte, Türk müteahhitleri Kazakistan’da değeri 20 milyar doları aşan inşaat projesini hayata geçirdi. Türkiye, Kazakistan’ın bölgedeki güvenilir ticari-ekonomik ortağı pozisyonunda.

 

Türkiye tarafından yapılan yatırımlar içinde en büyükleri olarak Yıldırım Grup’un krom madeninin işlenmesine yönelik yatırımını, Anadolu Beverage Grup’un içecek üretmeye yönelik tarım sanayi alanındaki yatırımını, Sembol İnşaat’ın başkentimizdeki Han Çadır Alışveriş Merkezinin yapımını ve Almatı’daki Ticaret Merkezi’ni sayabiliriz.  Kazakistan Yatırım ve Kalkınma Bakanlığı, 2015 yılında Kazakistan’da en etkin faaliyet gösteren 10 yabancı yatırımcıyı belirledi. Bunlar içindeki üç şirket Türkiye’den; Coca Cola şirketinin satış miktarı bakımından beşinci büyük şirketi olan Anadolu Beverage Grup (Coca-Cola İçecek A.Ş.), su ve ısı izolasyonu malzemeleri üreten BTM Grup ve ilaç sanayi alanında faaliyet gösteren Abdi İbrahim’dir. Bunları belirtmekle birlikte, karşılıklı yatırımlar iki ülkenin ekonomik potansiyeline uygun düşmemektedir ve daha hâlâ bütün fırsatlar tam olarak kullanılabilmiş değil. Bu dönemde ekonomik işbirliğinin bütün imkânlarının geliştirilmesi ve fırsatların değerlendirilmesi amacıyla pek çok proje ele alınıyor.

 

Yine iki ülke arasındaki ticaret hacmine baktığımızda potansiyelin altında bir büyüklük olduğunu görüyoruz. İki ülke ticareti 2015 verilerine göre 2 milyar dolar seviyesinde. Ticaret hacmi ve yatırımlar düzeyinin kardeş iki ülkenin potansiyeline uygun olarak yükseltilmesi gerekiyor. Devlet başkanları seviyesinde bu rakamın 10 milyar dolara yükseltilmesi hedeflendiği belirtildi. Bu konuda çalışmalar devam ediyor.

 

Bu çerçevede, Kazakistan ile Türkiye hükümetleri arasında 2011 yılında Kazakistan’da Ortak Kazak-Türk Sanayi Bölgeleri kurulmasına yönelik protokol imzalandı. Kazakistan’ın Yeni Sinerji Programı’nın çok önemli bir bölümü Kazakistan’da Kazakistan-Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri (KTOSB) kurulmasına yöneliktir. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısının sonuçları doğrultusunda başlatılan KTOSB kurma konusunun sonraki toplantılarda ivme kazanarak, çalışmaların ilerlediğini söyleyebiliriz. Bu çerçevede Almatı, Kızılorda, Cambıl, Güney, Doğu ve Batı Kazakistan illerinde gerçekleştirilen değer çalışmaların daha da ilerleyeceğinden şüphe yok.

 

Kazakistan’daki elverişli yatırım ortamını Türkiye’de tanıtmaya yönelik faaliyetler geniş kapsamlı olarak devam ediyor. Kazak yönetimi Türkiye’den büyük ölçekli firmaları çekmek için çalışmalarını sürdürüyor. 2013-2015 yılları arasında Sakarya, Kocaeli, İzmir, İzmit, Eskişehir, Nevşehir, Trabzon, Rize, İstanbul, Muğla, Niğde, Samsun, Hatay, Konya, Giresun, Malatya, Manisa ve Denizli şehirlerinde bölgesel iş forumları düzenlendi. Son beş yıl içinde 30’dan fazla Kazak ve Türk heyet, karşılıklı resmi ziyarette ve çalışma ziyaretinde bulundu.

 

Genel olarak Türk iş adamları Kazakistan’la ticaret ve yatırım ilişkilerini karşılıklı olarak geliştirmeye büyük ilgi gösteriyor. Bu fırsatların iki ülkenin ekonomik varlığının geliştirilmesine büyük katkı sağlayacak.

 

Bununla birlikte, ikili ilişkilerde askeri ve askeri-teknolojik işbirliği son yıllarda derinleştiğini görüyoruz. Kazakistan ve Türkiye arasında askeri alanda ilişki kurulabilecek temel alanlar, askeri-teknik işbirliğinin geliştirilmesi, Kazakistan askerlerinin Türkiye’deki askeri okullarda eğitilmesi, Kazakistan askeri birimlerinin donatımının sağlanması ve Kazakistan Silahlı Kuvvetleri’nin reform sürecine yardım edilmesidir. Türkiye’den modern silahlar satın alınması yanı sıra Kazakistan’da askeri sanayi tesisleri kurulması yönünde de işbirliği gelişiyor.

 

Kazakistan, bağımsızlığını elde ettikten sonraki 25 yılda uluslararası alanda önemli bir pozisyon elde etti. Bu süreçte ülke ekonomisi hızla büyüdü. Sıfırdan bir başkent yaratan ülke hem ekonomik hem de politik olarak geleceğe güvenle bakıyor. Türkiye, bağımsızlığından bugüne kadar Kazakistan’a her alanda ciddi destek sağladı. Aynı şekilde Kazakistan da Türkiye’nin yanında yer aldı. İki ülkenin ilişkilerinin daha da gelişeceği nice 25 yıllar görmek dileğiyle.

 

Sözün Özü: Rusya’yla yaşanan mevcut kriz, Türkiye-Kazakistan ilişkilerini, ikili ticaret hacmini ve birçok farklı konudaki işbirliğini daha da önemli kılıyor. 

 

Bu makale, Bloomberg Businessweek Dergisi'nin 25 Aralık 2016 tarihli özel sayısında yayınlanmıştır.