Bulgaristan Seçimleri ve İçimizdeki Bulgarlar

(27.03.2017)
 

 

Rifat Sait

T.B.M.M. 24. Dönem İzmir milletvekili

Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı

 

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, geçenlerde Ankara’da yaptığı konuşmada “Bulgaristan seçimlerinin huzur içinde geçmesini, adil ve şeffaf bir şekilde neticelenmesini temenni ediyoruz. Orada bazı baskıların gerçekleştiğini görmek, duymak bizi ciddi manada üzmektedir. Bir taraftan demokrasi diyeceksin ama öbür taraftan oradaki Türklere ciddi manada baskı yapacaksın, bu olacak iş değil. Bir taraftan Avrupa Birliği müktesebatı diyeceksin, öbür taraftan Avrupa Birliği müktesebatının tam tersini işleyeceksin, bu olacak iş değil” ifadelerini kullanmıştı. Ardında bu sözlere tepki gösteren Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, “Bulgaristan demokrasi dersi vermediği gibi, demokrasi dersi de almaz; özellikle hukukun üstünlüğüne saygı duymayan ülkelerden” demişti. Hatta Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı, Ankara’daki Büyükelçisi Nadejda Neynski’yi istişareler için geri çağırmıştı.

 

Dün gerçekleşen Bulgaristan seçimleri Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı bir kez daha haklı çıkardı. Önce Türkiye’den Bulgaristan’a oy kullanmak için gidenler haksızca sınırda engellendiler. Ayrıca Türkiye’de oyunu kullanmak isteyen çifte vatandaşların engellenmesine şahit olduk. Türkiye’deki pek çok kentte Bulgaristan’a gitmeyen çifte vatandaşlar oy kullandı ancak bu sene oy kullanma işlemi sıkıntılı geçti. Daha önce Türkiye’de 135 olan sandık sayısı sözüm ona hukukun üstünlüğünden bahseden Bulgarlar tarafından 35’e düşürüldü. Yine aynı hukuk havarisi geçinen Bulgaristan’ın Merkez Seçim Kurulu ise son anda AB üyesi ülkeler dışında oy kullanan ki bu sadece Türkiye’yi kapsıyor, seçmenlerle ilgili çok tartışılan bir karar aldı.  Bu karara göre AB ülkeleri dışındaki ülkelerde oy vereceklerin sandık başında Kiril alfabesiyle dilekçe doldurması şartı getirildi. Kiril alfabesini bilmeyen ya da yaşlı olup gözleri görmeyen vatandaşlarımız engellendiler. Onlara yardımcı olmak isteyenlere de izin verilmedi. Bu nedenle kuyruklar oluştu. Oy kullanmak için sandık başlarına giden vatandaşlar 4-5 saat bekletildiler. Amaç onları usandırıp oy kullandırmamaktı. Türkiye’deki sandıklarda görevli olan Bulgarların tutumları kötüydü. Ancak daha da kötüsü sandıklarda görevli olan HÖH (DPS) temsilcisi Türklerin tutumu olmuştur. Çoğu Türk vatandaşı olan ve HÖH tarafından görevlendirilen bu şahıslar kendi soydaşlarına zulmetmişlerdir. Seçimi iptal ettirmekle vatandaşları tehdit eden bu şahıslar, sert davranışlarıyla insanlara zulmettiler. Bu davranışlarının nedeni Türkiye’deki Bulgaristan göçmenlerinin çoğunun Dost partisine oy vereceklerini bilmeleridir. Vatandaşlara despotça hareket eden bu şahıslar hakkında gerekli işlemlerin yapılması gerekir.

 

Bulgaristan 16 Nisan referandumu için güzel bir örnektir

Bulgaristan seçimleri 16 Nisan’da Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi için yapılacak referandumunun ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bizlere göstermiştir. Koalisyonlar nedeniyle istikrarsız bir siyasi hayatı olan Bulgaristan’da dün erken genel seçimler yapıldı. Bugün Bulgaristan’da 400’den fazla siyasi parti var. Bazılarının 10 kadar taraftarı olduğunu söyleyebiliriz. Böylesine çok partinin var olduğu Bulgaristan’da erken seçimin sonucu aşağı yukarı yine beklenildiği gibi oldu. Görülen tablo hiçbir partinin tek başına iktidara gelemeyecek olması. Erken seçimin sonunda ikinci bir erken seçim olur mu? Neden olmasın. Aynı şey başta bir türlü hükümet kurulamayan Makedonya olmak üzere Yunanistan, Bosna-Hersek, Hırvatistan için de geçerli.

 

Bulgaristan seçimleri ilk sonuçlarına göre GERB partisi seçimlerin galibi olarak oyların yüzde 31-33 Aralığında bir kısmını alırken, Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) yüzde 28-29 arasında bir oyla ikinci parti durumundadır. Görünen iki parti arasındaki oy farkının büyük olmadığıdır. Yani GERB’in hükümet kurmak için yeterli çoğunluğu elde demeyeceğini ve mutlaka koalisyon gerektiği görülüyor. Ancak Seçimlerde birinci olan GERB partisi lideri eski Başbakan Boyko Borisov seçimlerden önce yaptığı açıklamada hiçbir parti ile kesinlikle koalisyon yapmayacaklarını söylemişti. Bakalım şimdi “Dün dündür Bugün bugündür” diyecek mi?

 

Bulgaristan’da 240 sandalyelik parlamentoda bir partinin tek başına hükümet kurabilmesi için 121 milletvekili çıkarması gerekiyor. Yürürlükte olan Seçim Yasası’na göre 31 seçim bölgesinden oluşan ülkede, nüfus oranına göre her bölgenin milletvekili sayısı da farklı oluyor. Parlamentoya milletvekili göndermek için yüzde 4 barajını aşması gereken siyasi partiler, mecliste grup oluşturabilmek için ise en az 10 milletvekiline sahip olması gerekiyor. Özetle Seçimde herhangi bir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşması öngörülmüyor. Dolayısıyla yine koalisyon ve yine belki seçim. Yani yine aynı nakarat.

 

Türklerin durumu

Bulgaristan’da 6 milyon 834 bin 278 seçmen bulunuyor. Türklerin ve Müslümanların (Pomaklar, Romanlar…) sayısı ise toplamın %10’u kadar. Yani Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları da dâhil edildiğinde yaklaşık 600 bin olduğu söylenebilir. Bulgaristan’daki erken parlamento seçiminde, ülke nüfusunun yüzde 10’unu oluşturan Türk ve Müslümanların oyları için Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü için Demokratlar (DOST) Partisi ile son parlamentoda 33 milletvekili bulunan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) mücadele verdi. İki tane Türk partisi seçime girdi. Bir tanesi 9 numarada diğeri de 13 numaralı sırada yer aldılar. Türkler bu iki partiye oylarını verseler de bazı Türklerin her iki Türk partisine de oy vermediklerini düşünüyorum. İlk sonuçlara göre HÖH’ün %7-8 arasında Dost partisin de %3 civarında oy aldıkları görülüyor. Dost partisin barajı geçmesi için en az 125 Bin oy alması gerekiyor. Türkiye’den gelecek olan 23 Bin kadar oy önemli. Ancak diğer yandan HÖH’ün çok fazla oy kaybettiği gözden kaçmıyor. 2014 yılında yapılan seçimlerde üyelerinin çoğunluğunu oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) yüzde 14,8 oy oranıyla 240 sandalyeli mecliste 38 milletvekili kazanmıştı. 2014’deki genel seçimlerde HÖH, 487 bin 134 oy almıştı. Bulgaristan’ın üçüncü büyük siyasi gücü ve ülke siyasetinde kilit parti olmuştu. Ancak HÖH o günlerini çok arayacak gibi.

 

Türkiye-Bulgaristan arasında siyasi kriz

Bulgarlar aldıkları milliyetçi kararla Edirne Valiliğinde Özel Kalem Müdürü olan İbrahim Tarancı’yı Bulgaristan’ın Şumnu kentinde gözaltına alarak  ‘ulusal güvenliği tehdit’ ettiği gerekçesiyle sınır dışı ettiler. Ardından, aynı gün Ak Parti İstanbul Milletvekili ve Türkiye-Bulgaristan Dostluk grubu Başkanı Aziz Babuşçu ve Sofya’daki elçilikte görevli din ataşesi Ulvi Ata’nın da ’istenmeyen yabancılar’ listesine alınarak, Bulgaristan’a girişlerinin yasakladılar. Türkiye’de HÖH kurucu Başkanı Ahmet Doğan’a Türkiye’ye giriş yasağı koydu.  Daha sonra bu yasak kapsamına başka isimler de alındı. Bulgaristan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı olan HÖH Milletvekili Erdinç Hayrullah da Türkiye’ye giriş yasağı bulunan isimler arasında yer aldı. 

 

Sonuçları doğru algılamak

Bulgaristan’daki seçim sonuçlarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti veya AK Parti ile doğrudan ilişkilendirmek doğru olmaz. Bulgaristan, AB’nin en fakir ülkesidir. Bulgaristan vatandaşlarının ekonomik durumlarının çok zayıf olması hatta maalesef bazı yerlerde halkın açlık sınırında olmaları ekonomik etkiler açısından çok duyarlı olduklarını gösteriyor. Bulgaristan’da devlete ait işyerlerinde GERB veya Sosyalist parti taraftarı olmadığınızda iş bulamazsınız. Diğer yandan Türklerin ağırlıklı olduğu başta Kırcaali ve Mestanlı gibi bölgelerde HÖH’ün sahip olduğu Belediyelerde işe girebilmeniz ya da işinizi muhafaza edebilmeniz HÖH’ e bağlı olmanızla doğru orantılıdır. Bulgar derin güçlerinin Dost partisi yerine HÖH’e destek vermesinin de bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Bulgarların Türkiye’deki sandıklara bile müdahalesini gördükten sonra Bulgaristan’da neler yapabileceklerini düşünemiyorum.

 

Bizlerin de şunu unutmamız gerekiyor. Başta Bulgaristan olmak üzere Kosova, Makedonya, Bosna, Yunanistan’daki soydaşlarımızın siyasetiyle ilgili doğru insanların görev alması, bir istişare ile analiz edilmesi daha yararlı olacaktır. Balkanları, o bölgeleri dava edinmiş, samimi, birikimli, bölge dillerini bilen insanlarla takip edilmesi oldukça önemlidir.

 

Son olarak, Türkiye’de 16 Nisan’da yapılacak referandum ’un Bulgaristan’da 7-9 Nisan tarihleri arasında yapılacağını hatırlatmak isterim. Daha önce uyarmıştım. Bir kez daha yazmak istedim. Yurtdışında yapılacak referandum oylamalarında özellikle, Almanya, Hollanda, Yunanistan ve Bulgaristan’da çeşitli engellemeler olmasından ciddi endişelerim var. Gerekli tedbirlerin alınması için bir kez daha uyarmak istedim. İnşallah yanılırım.