Türk Turistlerin Yeni Rotası: Atayurdu Özbekistan

(27.05.2018)
 

 

Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt

Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı 

 

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Selçuk Üniversitesi ve Taşkent MDIS Üniversitesi işbirliği ile 03-05 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Uluslararası Kültürel Miras ve Turizm Kongresi vesilesi ile Orta Asya’da yer olan bu gizemli ve büyüleyici ülkeyi gezip görme ve yakından tanıma fırsatı bulduk.

 

Türk-İslam medeniyetine ait çok sayıda tarihi esere yüzyıllardır ev sahipliği yapan Özbekistan için “Medeniyetlerin Buluştuğu Ülke” tabirini kullanmak yerinde olur. Gezimizin başlangıç yeri bir masal şehri ve aynı zamanda bir müze şehri olan Hive. Nüfusu 50 bin civarında olan ve Karakum Çölü’nün ortasına yakın bir yerde yer alan Hive, İçan Kale Surları ile çevrili, bütünüyle topraktan yapılmış tarihi bir kent olarak karşımıza çıkıyor. Muhamed Emin Han Medresesi, Kısa Minare, Taş Avlu Saray ve Cuma Camisi ilk başta göze çarpan tarihi eserler. Hive’de adeta zaman durmuş, sokağa çıktığımızda her yerde Anadolu topraklarına buralardan gelen bizim insanımızı görüyoruz.

 

Biraz da zorlu ve yavaş otobüs yolculuğundan sonra eski bir yerleşim yeri ve tarihi bir şehir olan Buhara’ya varıyoruz. Buhara’da Uluğ Bey Medresesi, Çar-Minar Minaresi, Ark Kalesi, Lebi Havuz Camii, Bala Havuz Camii ve Nakşibendi Türbesi bizi muhteşem görkemiyle karşılıyor.

 

Yaklaşık 4,5 saatlik karayolu yolculuğundan sonra bu kez pek çok medeniyetlerin yaşadığı, kültürlerin buluşma noktası olan Semerkant’a geliyoruz. Burada, saygın İslam alimi İmam Buhari Türbesi başta olmak üzere, Timur Han Türbesi, Bibi Hanım Medresesi ve Uluğ Bey Rasathanesini ziyaret etme imkanımız oluyor.

 

Aynı karayolu güzergahını kullanarak Taşkent’e geliyoruz. Orta Asya’nın en büyük metropolü olan Taşkent, modern metro ulaşımına sahip, yeşil alanları pek fazla olan, altyapısı ve donanımı ile diğer kentlere göre farklılık gösteriyor. Taşkent’te Emir Timur Han Meydanı, Barak Han Medresesi, Kaffal Şaşi Türbesi ile Kökeldaş Medresesi’nde Hazreti Osman dönemine ait Kuran-ı Kerim’in orijinal nüshasını görebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

 

Türk turistlere gelince, TÜRSAB verilerine göre geçen yıl 9,4 milyondan fazla Türk vatandaşı yurtdışına ziyaret gerçekleştirmiş. Bu yıl bu rakamın 10 milyonu bulacağı tahmin ediliyor. Gezi, eğlence ve kültür Türk turistlerin ziyaret tercihlerinde önemli rol oynuyor. Yurtdışı seyahat tercihlerinde Yunanistan, Balkan ülkeleri ve Gürcistan önemini korumaya devam ediyor. Ancak, son zamanlarda Cumhurbaşkanları düzeyinde ata yurdu Özbekistan ile kurulan sıcak ilişkiler ve Türk vatandaşlarına yönelik 30 günlük vize muafiyeti özellikle kültür ve inanç bağlamında bu ülkeye yönelik ziyaretlerde yakın bir gelecekte ciddi bir artış olacağına işaret ediyor. Özbekistan’a giden Türk ziyaretçi sayısı henüz 80 binlerde, Özbekistan’dan gelen ziyaretçi sayısı da 200 binin altında. Ancak, Özbekistan yetkilileri Türkiye’den gelecek turist sayısının yıllık en az 100 bin olmasını öngörüyorlar.

 

Özbekistan’a biraz daha yakından bakarsak, Türkiye’nin yarısından biraz fazla yüzölçümü ve 33 milyona yakın nüfusu ile Orta Asya Cumhuriyetlerinin en kalabalık nüfusa sahip ülkesi olduğunu görüyoruz. Amuderya (Ceyhun) ve Siriderya (Seyhun) nehirleri arasında yer alan Özbekistan’ın Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Afganistan ile sınırları bulunuyor. Ülke, altın, pamuk ve doğal gaz rezervleri açısından oldukça zengindir. Son yıllarda tekrar canlandırılmaya çalışılan, deniz ve kara hatları ile birlikte toplamda 65 ülkeyi ve 4,5 milyar insanı kapsaması öngörülen Modern İpekyolu Projesi ile Özbekistan bölgede yeniden kilit bir ülke haline gelebilir.

 

THY ve Özbekistan Havayolları’nın Taşkent’e doğrudan uçuş gerçekleştirdiği Özbekistan’ın UNESCO somut kültürel miras listesine dahil olan 5 adet kültürel mirası (Hive’deki İtçan Kala, Buhara Tarihi Merkezi, Şahrisabz Tarihi Merkezi, kültürlerin buluşma noktası Semerkant ve Batı Tanrı Dağları) ve 6 adet somut olmayan kültürel mirası (Şaşmakam müzik geleneği, Baysun ilçesi kültür alanı, Nevruz (ortak), Katta Aşula (uzun nağmeli şarkı), Askiya (atışma sanatı) ile Pilav kültürü ve geleneği) ülkenin uluslararası alanda görünürlüğünü artırmakta ve ziyaretçi tercihlerinde önemli rol oynamaktadır.

 

2018’in Avrupa Kültürel Miras Yılı olarak ilan edilmesiyle birlikte Özbekistan, 4000’den fazla tarihi ve kültürel eserlere sahip, hatta dünya genelinde en fazla tarihi esere sahip ilk 10 ülke arasında gösterilen bir ülke olarak şimdilerde Avrupa’nın ve dünyanın büyük bir kültür hazinesi olarak ilgisini çekiyor. Taşkent’in 2007 yılında “İslam Kültür Başkenti” olarak ilan edilmesi de İslam dünyasının bu ülkede bulabileceği pek çok şey olduğunu gösteriyor.

 

Termal kaynakları, dağcılık, avcılık, ekolojik turizm ve gastronomi turizmi gibi alternatif turizm çeşitleri bakımından da zengin olan Özbekistan’a gelen turist sayısı henüz 2 milyonun biraz üzerinde bulunuyor. Özbek Turizm Milli Kurumu verilerine göre Türkiye’deki standartlarda olmasa da ülkede 477 otel ve 559 seyahat acentesi mevcut. Seyahat ve turizm sektöründe doğrudan ve dolaylı 305 bin kişi istihdam ediliyor. Ancak, son yıllarda oda kahvaltı konseptinde hizmet veren küçük ve aile işletmelerinin sayısının hızla arttığı görülüyor. Ancak, ülkedeki ulaştırma altyapısının oldukça zayıf olması, sınır geçişlerinin yavaş oluşu, bürokratik yapı, yabancıların kaldıkları yeri belgelendirme zorunluluğu gibi prosedürler, uçuş sayısının yetersiz olması ve vize uygulamalarının birçok ülke için sorun olmaya devam etmesi Özbekistan turizminin gelişmesinin önündeki başlıca engeller olarak göze çarpıyor.

 

Özbekistan ve Türkiye arasında “Turizmi Geliştirme İşbirliği Anlaşması” imzalanmış. Bu anlaşma, ortak turistik ürün geliştirilmesinden ortak tanıtım ve pazarlama yapılmasına ve hatta kültüre meraklı Avrupalı turistlerin Özbekistan’a yönlendirilmesine kadar birçok işbirliği fırsatını da beraberinde getirebilir. Ülkede çok sayıda tarihi ve kültürel eser olmasına rağmen, özellikle turist rehberliği alanında henüz profesyonel bir düzenleme yok ve bu konuda Türkiye’nin desteğine büyük ihtiyaç duyulduğu görülüyor. Başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere TÜRSAB, TUREB, TUROFED ve Üniversitelerimizin verecekleri destekler ve işbirliği kardeş ülke Özbekistan’ın turizmde çok iyi düzeye gelmesine olanak sağlayacaktır.

 

Tarihine ve kimliğine bağlı, geleneklerine sahip çıkan ve Türkleri kardeş olarak gören Özbeklerin sıcaklığını yolda karşılaştığınızda, alışverişte, yemek yerken, yolculukta ve hemen her yerde görebiliyorsunuz. Taşkent’in modern metrosuna bindiğimde hem gidiş hem de dönüşte orta yaşlı biri olarak ayakta yolculuk yapmama gönlü razı olmayan ve gerek olmadığını belirtmeme rağmen bana ısrarla yerini veren Özbek gençlerinin eskiden bizde de var olan bu Türk geleneğini ve büyüklere saygıyı muhafaza ettiklerini görmenin beni çok duygulandırdığını söylemeden geçemeyeceğim.

 

Kısaca, Özbekistan, ata yurdunu merak eden, kültür ve dini motifli mekanları ziyaret etmek isteyen, lezzetli Özbek yemeklerini tatmak, geçmişini bugün yaşamak isteyen Türklerin çok yakın bir gelecekte yeni rotası olmaya aday pek çok efsanelere sahip bir ülke olarak Türkiye’den ziyaretçilerini bekliyor.