İhracat Umut Veriyor

(06.08.2017)
 

 

Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından 2017 yılı Temmuz ayı ihracat verisi açıklandı. Türkiye’nin ilk 7 aylık ihracat performansı, ülke ekonomisi için umut veriyor. İhracatın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini biliyoruz. Dolayısıyla, ihracat rakamlarının iyi gelmesi ekonomik büyüme rakamının da olumlu geleceğini işaret ediyor.

 

İlk çeyrek ekonomik büyüme oranı yüzde 5’ti. Hanehalkı ve kamu harcamalarının yanında ihracatın da  ekonomik büyüme oranındaki ağırlığının artmış olması, Türkiye’nin ekonomik büyüme hedefleri için önemli. Bu yüzden, ihracat rakamlarının olumlu bir trende girmesi, 2017 yılı ekonomik büyümesinin beklentilerin  ötesinde gerçekleşeceğinin de işareti.

 

İhracat verilerini geçen yılın Temmuz ayına göre karşılaştırdığımızda yüzde 31.2’lik bir artışla karşılaşıyoruz. 11 milyar 474 milyon dolar değerindeki ihracat, aynı zamanda son 6 yılın en büyük aylık artışına da karşılık geliyor. 6 yıl önce, 2011 yılının Ağustos ayında yüzde 31.9’luk bir artış yaşanmıştı.

 

2017 yılı Ocak-Temmuz dönemindeki 7 aylık ihracat rakamlarına baktığımızda ise, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7’lik bir artış var. Bu süre içerisinde toplam ihracat miktarı 88 milyar 926 milyon dolar. Bir yıl önce, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı günden bu yana geçen 12 aylık zaman diliminde ise, geçen yıla oranla yüzde 7,5 oranında artmış.

 

Bu rakam önemli, çünkü 15 Temmuz darbe girişimi başarısız olsa dahi, darbenin başarısızlığının acısını ekonomiden çıkarmak isteyenlerin ekonomi üzerindeki spekülatif operasyonları hız kesmemişti. Tüm bunlara rağmen ihracatın olumsuz yönde etkilenmek yerine artış göstermesi, ülke ekonomisinin istikrarı açısından sevindirici.

 

İHRACAT YAPISININ DEĞİŞİMİ VE ÜLKE ÇEŞİTLİLİĞİ ŞART

Türkiye’nin ekonomik hedefleri büyük, bu hedeflere ulaşmada da en etkili araçlardan birisi ihracat. Birçok siyasi ve ekonomik soruna rağmen,  Türkiye 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatını  2014 yılında  157 milyar dolara çıkardığına göre, son yıllarda yavaşlayan ihracatı  da artırması gerekiyor.

 

Yalnızca niceliksel bir artış değil kastettiğim, Türkiye’nin ihracat hedefi niceliksel artışla birlikte ihraç ettiği malların değerini de arttırmak olmalı. Ancak bu şekilde, yani hem niceliksel hem de niteliksel bir ihracat artışı, Türkiye’yi yüksek gelirli ekonomiler arasına dahil edebilir.

 

İhracatın niceliğini ve niteliğini değiştirecek anahtar ise, ekonomideki yapısal değişim ve dönüşümü sağlayacak reformlar. 10. Kalkınma Planı’nda da başlayan, 11. Kalkınma Planı’ndaki tedbirlerle tamamlanacak ekonomik reformların dönüştüreceği temel alanlardan birisi de ihracat.

 

Bu noktada, ilk olarak ihraç ürünlerin katma değerinin artmasında,  Ar-Ge’ye ayrılan kaynak önemli. Ar-Ge yatırımlarının artması, bu alandaki çalışmaların hem kurumsal yönetim hem de finansman olarak desteklenmesi, ihracat ürünlerinin katma değerini artıracaktır.

 

Diğer yandan Türkiye’nin enerji, savunma, otomotiv ve inşaat sektörlerinde almış olduğu yol, ihracatın gerçekleşeceği sektörlerde bir hızlanmanın olduğunu ve bu sektörlerin ihracata etkisinin artacağını gösteriyor.

 

Yapısal reformlar tamamlandığında, Türkiye’nin orta gelir grubundan üst gelir grubuna geçmesi beklenenden kısa sürede gerçekleşecek ve Türkiye üreten, ama niteliği yüksek üretim yapan bir ülke konumuna yükselecek.

 

İhracatın yapıldığı ülkelerin çeşitlenmesi ise, ekonomik fayda kadar uluslararası ilişkilerde elimizi güçlendirecek bir araç. Almanya başta olmak üzere AB ülkelerine yapılan ihracatın, ihracat oranlarında başı çektiğini biliyoruz; ancak ihracat vizyonumuz Avrupa kıtasıyla sınırlı kalmamalı.

 

Son olarak Katar krizinde Türkiye’nin uzlaşmacı yaklaşımının, krizin derinleşmesini engellediği görüldü. Bu tür siyasi hamlelerin faydaları, ekonomik ve ticari ilişkilere de taşınmalı.

 

YENİ EKONOMİ HİKAYESİNİN ANA EKSENİ: İHRACAT

Yeni dönemde ekonomideki değişim ve dönüşümün tamamlanması için kritik bir dönemdeyiz. Türkiye bir taraftan,  geçmişte  ekonomi için  kambur olan ve  dış ticaret dolayısıyla cari açığa sebep olan  alanlarda stratejik adımlar atarak ithalatı azaltma  çabasında, diğer yandan da  bu sektörlerde üretici olma, yani ihracat yapma  sürecinde.

 

Kamu maliyesinde nasıl bir çıpa oluşturarak  ekonomide kırılganlık azaltılmışsa, ihracat için de yapısal değişim ve ülke çeşitlenmesi yapılarak ülkede kişi başı gelirin bir üst seviyeye taşınması sağlanabilir.

 

Dolayısıyla, Türkiye ekonomisinde yeni bir ekonomi hikâyesi yazılacaksa, bu hikâyenin ana ekseninde ihracat olmalı.