TÜRKİYE-UKRAYNA İLİŞKİLERİNDE STRATEJİK YOL HARİTASI ÇALIŞTAYI RAPORU

(30.11.2018)

 

TÜRKİYE-UKRAYNA İLİŞKİLERİNDE

 

STRATEJİK YOL HARİTASI

 

ÇALIŞTAYI RAPORU

 

26 KASIM 2018, Ihlamur Kasrı, ANKARA

 

 

Raportör / Aybüke Aslantaş

 

GİRİŞ

 

Ukrayna Ankara Büyükelçiliği, Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) ve Keçiören Belediye Başkanlığı tarafından ortaklaşa olarak 26 Kasım 2018 tarihinde Ankara’da Ihlamur Kasrı’nda “Türkiye-Ukrayna İlişkilerinde Stratejik Yol Haritası” başlıklı çalıştayı düzenlemiştir. Çalıştayın temel amacı Türkiye ve Ukrayna diplomatik ilişkilerinin iki ülke arasındaki ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel ilişkilerin mevcut potansiyeli ile bölge istikrarına sağlayacağı katkıları, bölgede yaşanan gelişmeleri ve sorunların çözümü yolunda önerileri sunmak olmuştur.

 

Çalıştaya T.C. Kiev Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere, Ukrayna Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, TBMM Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş, TBMM Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı Mustafa Deryal, DEİK Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı Rasim Bekmezci ve iki ülkeden alanında uzmanlar, akademisyenler ve basın görevlileri katıldı.

 

 

AÇILIŞ KONUŞMALARI

EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Ukrayna’nın bağımsızlığını tanıdığını uluslararası kamuoyuna 16 Aralık 1991 tarihinde bildirdiğini belirterek açılış konuşmalarına başladılar. 1991 yılından  bugüne kadar iki ülke arasındaki ekonomik, sosyal, siyasi ve teknik işbirliği imkanlarının en üst seviyede devam ettiğini ve ülkeler arasında hiçbir problem yaşanmadığının üzerinde durarak 2011 yılında iki ülke arasında imzalanan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin çalışmalarına aralıksız devam ettiğini, bugüne kadar çok önemli projelere imza atarak aralarındaki stratejik yol haritasını da ortaya koyduklarını dile getirdiler. 2019 yılında yürürlüğe girmesi beklenen serbest ticaret anlaşmasıyla 4 milyar dolar civarında seyreden ülkeler dış ticaret hacminin kısa vadede 6 milyar dolara, orta vadede 8 milyar dolara, uzun vadede ise 10 milyar dolara çıkmasının beklentisinde olduklarını söylediler. Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının 2 milyon olması ve sadece belirli turistik kentler değil, Anadolu’nun değişik noktalarını da tanımalarının hedeflendiğini vurguladılar. 2014’te Rusya’nın Kırım topraklarını haksız gerekçeyle işgal ettiğini, Karadeniz’in her zaman barış denizi olmasını istediklerini söyleyerek, Kırım’ın haksız ilhakını tanımadıklarını ve Kırım’ın özgürlüğüne kavuşacağına inandıklarını, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygı duyduklarını belirterek sözlerine son verdiler.

 

DEİK Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı Rasim Bekmezci, iki ülke diplomatik temaslarının 100. yılının kutlandığını, Ukrayna’nın Karadeniz havzasında Türkiye’den sonra en çok kıyısı bulunan, bölgesinde hem köklü hem de stratejik konumuyla da kilit bir ülke olduğunu vurgulayarak sözlerine başladılar. Dünyanın üçte bir en verimli siyah toprak rezervlerine sahip olarak Ukrayna’nın bölgenin tahıl ambarı konumunda olduğunu belirttiler. Bekmezci 1991 yılında bağımsızlığını kazanarak, Amerika ve Rusya’dan sonra dünyanın en büyük üçüncü nükleer silah gücüne sahip olan ülkede, 52 milyon yüksek eğitimli nüfusun olduğunu fakat 2014 senesinde Rusya tarafından Kırım ilhakı ve doğuda başlayan savaşlar neticesinde bu nüfusun 42 milyon seviyelerine kadar gerilediğinin üzerinde durdular. Şu an Ukrayna’da çalışan 4 adet nükleer enerji santralinin bulunduğunu ve bu santrallerin ülkenin %55 oranında elektrik enerjisi ihtiyacını karşıladığını söyleyerek, 1920’de kurulan ve halen faal olan Antonov Uçak Fabrikası’nda %100 yerli teknoloji ile dünyanın en büyük kargo uçağını üreteni olarak Ukrayna’nın %100 yerli helikopter, dizel motor ve uçak motoru imal ederek dünyadaki bu önemli yerine de dikkat çektiler. 2014 yılından sonra Avrupa’ya entegrasyon ve ekonomik reform sürecine giren, jeopolitik konumu, teknolojik alt yapısı, enerjide iç pazar potansiyeli, yüksek eğitimli kalifiye işgücü, verimli tahıl ambarlarıyla Türkiye’nin önemli stratejik komşusu olan Ukrayna ile, hedeflenen 10 milyar dolar ticaret hacmine odaklanmanın yanı sıra, ortak tarihi doğru biçimde bilerek iki ülke toplumlarının her açıdan sağlam köprülerle bağlı olmalarının gerektiğine değinerek sözlerine son verdiler.

 

Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı Mustafa Deryal, Ukrayna’nın coğrafi konumu, pazar yapısının büyüklüğü, yetişmiş insan gücü, ham madde kaynaklarının zenginliği ve birçok sektördeki yeni yatırım olanaklarıyla Türkiye ve Avrupalı iş insanları  açısından önemli potansiyele sahip bir ülke olduğunu belirterek sözlerine başladılar.  Ukrayna ile Türkiye arasındaki dış ticaret hacmi yıllara göre düşüş gösterse de, bu hacmin yürürlüğe girecek anlaşmalarla hızlı bir şekilde artış göstereceğine değindiler. Türkiye’nin Ukrayna’daki yatırımlarının 311 milyon dolara kadar ulaştığını, Aralık 2017 tarihi itibariyle Ukrayna’ya yatırım yapan 125 ülke arasından 19. sırada yer aldığını söylediler. İmzalanacak serbest ticaret anlaşmasının iki ülke arasındaki ticarete ivme kazandıracağını vurgulayarak sözlerine son verdiler.

 

Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, düzenlenen çalıştayın ticari, kültürel, siyasi ve ekonomik açından önemine değindiler. Türkiye-Ukrayna arasındaki ilişkilerin devlet başkanları seviyesinde de iyi şekilde ilerlediğini, bu seviyedeki ilişkinin zemine yayılmasıyla da diğer kurum ve kuruluşların işbirliğine olumlu şekilde katkılar sunduğunu belirterek, yerel yönetimler olarak ise bu bilinçle çalıştıklarını söylediler. Her kurum ve kuruluşun üstüne düşeni yapması gerektiğini vurgulayarak, Keçiören Belediyesi’nin kardeş belediyecilik çerçevesinde bu ilişkilerin sağlam zeminlere oturtulmasında katkı sağladığını düşündüklerini söylediler. Şehirler arası diplomasinin de bu bağlamda önemini ifade ettiler.

 

Türkiye Cumhuriyeti Kiev Büyükelçisi Yağmur Ahmet Güldere, çalıştaya katılım sağlayan Kırımlıların yanı sıra Gagavuz Türkleri’nden de katılımcıların olmasından dolayı memnuniyetlerini ifade ederek sözlerine başladılar. Türkiye’nin Kırım’ı yakından takip ettiğini, 100 yıl önce yeni kurulan genç Ukrayna Cumhuriyeti’ni tanıyan devletlerden birinin de Osmanlı Devleti olduğunu ve bu kararın bilinçli ve stratejik bir karar olduğunu  söyleyerek, Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin geçmişte nasıl iyiyse şimdi de aynı vizyon ve perspektifle iyi şekilde devam etmekte olduğunu ifade ettiler. Bu bağlamda güzel ilişkilerin, ticaret ve ekonomiye de yansımasını istediklerini, iki ülke ticaret hacminin 2023 yılından sonra 10 milyar dolara kadar yükselmesini istediklerini söylediler. 2011 yılında teşkil edilen Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi’nin her yıl olduğu gibi devlet başkanları başkanlığında ilgili makamların katılımıyla bu yıl 3 Kasım 2018 tarihinde yedincisinin düzenlendiğini ve toplantıda önemli imzaların atılıp, önemli uzlaşmalara varıldığını belirttiler. Mevcut ticari rakamlar önemli fakat beklentilerin altında bulunsa da, bu sene gerçekleşmesi beklenen serbest ticaret anlaşmasının ticari ve ekonomik ilişkilerdeki rakamlara olumlu yansıyacağını vurguladılar. Türkiye-Ukrayna arasında seyahatlerin serbestleşmesi konusunda adımların atıldığını, Türk vatandaşlarının sadece kimlikle girdiği iki ülkeden birisinin Ukrayna olduğunu   söyleyen Güldere, Ukrayna’nın, içinde olduğu sıkıntılı süreç içinde bile reformlarına devam ettiğini ve Türkiye’nin bu süreçte Ukrayna’ya desteğinin tam olduğunu dile getirdiler. Türkiye’nin hem Donbas hem de Kırım’ı yakından izlediğini ve  Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini, Kırım’ın ilhakını tanımadıklarını  vurguladılar. Kerç Boğazı’nda yaşanan son olaylar neticesinde pozisyonlarını ortaya koymuş olduklarını da ilave ettiler. Sözlerini sonlandırırken milyonlarca Ukraynalı’nın ölümüyle sonuçlanan Holodomor Zulmü’ne değinerek, hayatını kaybedenleri andılar.

 

Ukrayna Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, sözlerine Rusya’nın Kerç Boğazı’ndaki tutumuna değinerek başladılar. İki ülke önünde ciddi meydan okumaların olduğunu belirterek, Türkiye ve Ukrayna’nın ilkeli, birbirini tamamlayan ülkeler olarak, kazan-kazan formülünün doğru gerçekleştiğini ve bunun iki tarafın da ilişkilerini yapıcılığa dayandırmalarının neticesi olduğunu ifade ettiler. Türkiye’nin Ukrayna konusunda değişmeyen tutumu ve Kırım Tatarlarına verilen destek için teşekkürlerini ilettiler. Önceki gün Kerç Boğazı’ndaki Rusya tarafından Ukrayna’ya karşı gerçekleştirilen olayların açık bir saldırı olduğunu, Rusya’nın silah kullandığını saklamadığını, üç Ukrayna gemisine ateş açıldığını söyleyen Sybiha, yaralı askerlerin olduğunu belirterek 2014 yılında yaşananların tekrar olmaması için uluslararası toplumun tepkisinin bu durumda çok önemli olduğunu ve Türkiye’nin tutumu için bir kez daha teşekkürlerini dile getirdiler. Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin ya güzel ya da çok güzel olduğunu söyleyerek,  iki ülke cumhurbaşkanlarının da aralarında çok güzel ilişkiler kurulduğunu ve ülkeler arasında belli projeleri gerçekleştirmek için hiçbir engel bulunmadığına dikkat çektiler. Serbest ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle orta ve büyük çaplı iş dünyasının kazanacağı ve ülkelerin yatırım hacminin artacağını söylediler. Turizm sektöründe ele alınması gereken en önemli hususun sadece kurumlar arası değil, aynı zamanda halkları, bireyler arası ilişkilerini de, kapsadığını söyleyen Büyükelçi, Ukrayna’da TİKA’nın insani faaliyetleri ve Yunus Emre Enstitüsü’nün kültürel faaliyetleriyle ülke vatandaşlarının Türkiye’yi daha yakından tanıdıklarını, bu yakın ilişkilerle birlikte daha güçlü olunduğunu ifade ederek sözlerine son verdiler.

 

TBMM Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen, Ukrayna ile komşuluğumuzun stratejik olarak devam etmekte olduğunu, üzerinde durulan serbest ticaret anlaşmasının devlet başkanlarınca en kısa sürede hayata geçirileceğini belirttiler. Tarihin ve coğrafyanın iki ülkeye sağladığı komşuluk ilişkilerinin şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da en üst düzeyde devam etmesine çaba sarf edileceğini vurgulayarak, iletişim çağının verdiği imkanları, ilişkiler doğrultusunda, ticari kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, siyasi bileşenler ve hükümetlerin, ülkelerimiz adına en verimli şekilde kullanacaklarını temenni ederek sözlerine son verdiler.

 

TBMM Ankara Milletvekili, Türkiye-Ukrayna Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş, Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin daha da güzelleşmesi için bir arada bulunulduğunu belirterek, önceki günkü Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan Kerç Boğazı olayına değinerek, Türkiye’nin tavrının en başından beri açık olduğunu, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne her zaman saygı duyduklarını ve Kırım’ın ilhakını hiçbir zaman kabul etmediklerini vurguladılar. Bu gerilimin sulh içinde neticelendirilmesini arzu ettiklerini söyleyen Türkeş, Kırım’ın durumunun kabul edilemez olduğunu ve eskisi gibi Kırım Tatarlarının meclislerinin çalışmasını ve dönmesi yasak olan liderlerinin Kırım’a dönmelerini arzu ettiklerini ifade ettiler. Sadece diplomatik ve ticari seviyede kalan ilişkilerin iki ülke dostluğu için yeterli olmadığını, halkların birbirlerini tanıyarak ülkeler arası ilişkilerin pekiştirilmesi gerektiğini dile getirdiler. Dostluk grubuna katılım için farklı siyasi görüşlere sahip olsalar dahi, meclisteki tüm partilerden başvuruların gerçekleştiğini ve bunun çok sevindirici olduğunu söyleyerek sözlerine son verdiler.

 

Protokol konuşmalarından sonra oturum konuşmalarına geçildi.

 

OTURUM KONUŞMALARI

EkoAvrasya Akademik Kurulu Üyesi Avukat Gözde Kılıç Yaşın’ın başkanlığında birinci oturum sürdürüldü.

 

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Toğrul İsmayıl, 1918 Brest Litovsk Antlaşması ile, Osmanlı Devleti’nin Ukrayna’yı tanıyacağını söylemesiyle ilk ilişkilerin başladığını, sonraki dönemin Sovyetler sürecinden geçtiğini ve günümüzde Türkiye Cumhuriyeti ile “bağımsız” Ukrayna Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin var olduğuna değinerek sözlerine başladılar. Türkiye’nin Karadeniz’in barış bölgesi olması için verdiği mücedele içerisinde, Karadeniz Ekonomik İşbirliği'ni ileri sürerek, Rusya Federasyonu ile ilişkilerini hassasiyetle öne plana alarak hareketlerini yürüttüğünü belirttiler. Soğuk Savaş sonrası Karadeniz’de dengelerin değiştiğini, bu unsurun Avrupa Birliği olduğunu ifade ederek, AB’nin sadece demokrasi, insan hakları ve jeopolitik bir proje olduğunu da unutmamak gerektiğini vurguladılar. Uzun yıllar Balkanlara girmeye çalışan  Avrupalıların, bu projeyle Balkanlara komple sahip olduklarını söyleyen İsmayıl, bir yandan Rusya’nın diğer yandan Batı’nın, özellikle AB’nin, tutumunun ülkenin bölgedeki hükmünü değiştirdiği, komşuluk politikasıyla Ukrayna’yı yanına çekmek isteyen AB’nin bu adımına karşı ise Rusya’nın çok ciddi tepki göstererek, Kırım’ı işgal ve ilhak ettiğini söylediler. Bunun sonucu olarak Karadeniz’deki dengelerin Türkiye’nin lehine olmadığını, bölgede ABD’nin Orta Doğu’da yürüttüğü siyasetin, ülke çıkarlarına ters düştüğünü ifade ettiler. Suriye’deki olayların öneminin Türkiye için azımsanmaması gerektiği, bölgede kullanılan silahların gücüne ve kapasitesine bakıldığında silahlanmanın Türkiye için çok ciddi olduğunu söylediler. Rusya’nın işgal ettiği Kırım bölgesine askeri gücünü iki misli arttırarak açık şekilde oraya nükleer başlı füzeleri yerleştirdiğine dair haberlerin geldiğini vurguladılar. Kerç Boğazı’nda yaşanan son olayın ciddi bir provakasyon olduğunu düşündüklerini belirten İsmayıl, bölgedeki gerginlikliğin Rusya tarafından bilinçli şekilde tırmandırılacağı konusunu belirttiler. Bu bağlamda Türkiye’nin yakın komşusu Rusya ile ciddi işbirliği yapıyor olmasının kişisel ve ekonomik çıkarların gerçekleşmesi bakımından zorunlu olduğunu söylerken, Türkiye’nin yıllardır sürdürdüğü Rusya ile hassas konumunun, hissederek hareket etme sonucunda dahi, Türkiye ve bölge lehine değişmediğini ifade ettiler. Ukrayna’nın Türkiye için hassas, bölgesindeki stratejik müttefiği olduğuna vurgu yaparak sözlerine son verdiler.

 

Ukrayna Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Sergii Svystil, Ukrayna’nın zor dönemden geçtiği süreçte Türkiye’nin desteğini görmekten mutluluk duyduklarını belirterek, iki ülkenin stratejik dostluğunun önemli anlaşmalarla devam edeceğini söylediler. Geliştirilmesi gereken konular olduğunu belirten Svystil, gıda sektöründeki eksiklikler için çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladılar. Ukrayna’daki Türk şirketlerinin Türk mallarını kullandıklarını, bu konuda da gelişim sağlanması gerektiğini, yürürlüğe girmesi beklenen serbest ticaret anlaşmasıyla ilişkilerin daha da gelişeceğini söylediler. Bankalar arası sistemlerinin etkili çalışmadıklarını ifade ederek, başta ticari olanaklar için konunun güncellendiği çalışmalar yaptıklarını vurguladılar. Türkiye’nin uluslararası bir ulaşım merkezi olduğu, Türkiye’den Ukrayna’ya geçecek, taşımacılık yapan, araçlar için izinlerin verilmesi ve sürecin kolaylaşması konusunda gerekenlerin yapılacağını söylediler. Türkiye’nin Ukrayna için sadece ikili ithalat ülkesi olmadığını, burası üzerinden başka ülkelerle de ithalat yapabilecekleri konumda olduğunu dile getirdiler. Türkiye’ye tam olarak güvendiklerini, iş insanlarını ülkelerine yatırım için davet ettiklerini söyleyerek sözlerine son verdiler.

 

Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahattin Türetken, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ticari işbirliklerin yanı sıra bilim ve teknoloji alanında da çalışmalar yaptıklarını belirterek sözlerine başladılar. İki ülkenin bilim ve teknoloji işbirliklerinin hukuki altyapısının 2007 yılında imzalanan Uzay Araştırma ve Kullanma İşbirliği Anlaşması ile oluştuğunu, ve yine aynı yıl Bilim ve Teknoloji İşbirliği Anlaşması’nın imzalanarak anlaşmanın 2009 yılında yürürlüğe girdiğini söylediler. 2003 yılında ise Ukrayna Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurulu TÜBİTAK arasındaki bir protokolle Uluslararası Türkiye-Ukrayna Ortak Laboratuvarı kurulduğunu, bu laboratuvarda çeşitli araştırmaların yapıldığını dile getirdiler. Bilim ve teknoloji alanında gelişim sağlamak için kazan-kazan ilkesine önem vermek gerektiğini vurgulayan Türetken, birlikte başaracağız, birlikte kazanacağız ve çıkan ürünleri eşit şekilde paylaşacağız  deyişlerini paylaştılar. Bilgi birikimlerinin paylaşımının da burada önemli nokta olduğunu söyleyerek, uzun süreli çalışmaların ancak bu temelde sürdürülebilir olacağını vurguladılar. Türkiye ile Ukrayna’nın komşu iki ülke olarak ortak coğrafyaya, stratejiye sahip oldukları ve Karadeniz’de askeri ve siyasi hedefleri bulunan uyumlu ülkeler olarak işbirliklerinin  gelişmesini beklediklerini aktardılar. Karadeniz İşbirliği Grubu’nun Nisan 2008 tarihinde Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna’nın katılımıyla Karadeniz’de gerçekleştirdiği tatbikatın özel amacına değinerek, Karadeniz’deki barış ve huzuru yakalamak için ortak teknoloji, ortak haberleşme sistemlerinin birlikte yürütülebilirliğinin üzerinde çalışıldığını ve başarılı şekilde mesafe katedildiğini söylediler. Türkiye ve Ukrayna arasında askeri işbirliğin de bulunduğunu, 2015 yılında Ukrayna’daki sanayi şirketlerinin Türkiye’yi ziyaret ederek, 2016’da ortak çalışmalar yapılabilirliğin karşılıklı olarak aktarıldığını belirttiler. İlişkilerimizin gelişimi için hedeflerin ve yöntemin belirlendiği, koordinasyonun kurulduğu ve insan planlamasının yapıldığı üç aşamadan oluşan gelişim modelini uygulamamız lazım diyerek, stratejik hedefleri uyumlu olan her iki ülkenin öncelikli alanlarını belirleyip adımlarını buna göre atmalarının gerekliliğine vurgu yaptılar. Katma değeri yüksek teknolojiler ve kritik teknolojiler olarak gruplandırdıkları yüksek teknoloji hedefleri belirlenerek, her iki ülkenin bilgi paylaşımıyla, bünyelerinde bu alanı geliştirme ve maddi değere dönüştürme imkanlarına sahip olduklarını söylediler.

 

Birinci oturum, konuşmacılara sunulan plaket töreniyle sonlandırıldı.

 

İkinci oturum Prof. Dr. Toğrul İsmayıl’ın başkanlığında sürdürüldü.

 

Ekonomi Uzmanı, Akademisyen Igor Guzhv, 120 milyonluk nüfusumuzla Ukrayna ile Türkiye birbirlerini olumlu yönde etkileyebilir diyerek sözlerine başlayıp, bunu herkese kabul ettirmek için ortak çalışmaların gerekliliğine vurgu yaptılar. İki ülke arasında durumların dezavantajlarını ise sıkıntılar olarak değil, geliştirilmesi gereken konular olarak ele almak gerektiğini söylediler. Dünyadaki siyasal sıkıntıların ülkeler arasındaki ticareti etkilemesine rağmen rekabetçi değil, iki ülkenin her zaman dost olduğunu ifade ettiler. En yüksek diplomatik seviyede anlaşmaların yapılması ve bu anlaşmaların en hızlı değil, en kaliteli şekilde gerçekleşmesinin önemli olacağını  dile getirdiler. İki ülkenin birbirleriyle gerçekleştirecekleri soru-cevap diyaloglarıyla ilişkilerindeki açığı kapamada fayda sağlayacağını belirttiler. Türk halkının Ukrayna üretimli uçaklara binip, mallarını kullanarak ülkeyi bu yönüyle de tanımalarını isteyerek, Ukrayna’nın Türkiye’yi sanayi alanında çok başarılı gördüklerini de aktardılar.

 

KAFKASSAM Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Hasan Oktay, Ukrayna’nın Rusya ile olan son olaylar neticesinde sıkıntıda ve dünyanın dikkatinin başka bölgelere çekilmesiyle belki de topraklarını bir daha geri alamama tedirginliğinde olduğunu belirttiler. Türkiye için Ukrayna’nın önemli bir devlet olduğunu, toprak bütünlüğünün tanındığının defaatle belirtildiğini fakat bu olaylar karşısında Türkiye’nin tek başına başarılı olmasının mümkün olamayacağını dile getirdiler. G20 Zirvesi öncesinde Ukrayna’nın tüm olguları iyi değerlendirip, zirvede kendini belirtmesi gerektiğini vurguladılar. Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya ilişkilerinde dengeye gitmesi gerektiğini, önümüzdeki günlerde Ukrayna seçimlerinde Rusya’nın bazı hamlelerle durumları kendi lehine çevirebileceğini belirterek sözlerine son verdiler.

 

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatarları’nın Rus halklarıyla dost olduklarını, Rus aydınlarla beraber mücadele ettiklerini de belirterek sözlerine başladılar. Tercihin Ukrayna’dan yana olduğunu, bunun konjonktürel değil, coğrafyanın, sosyolojinin ve tarihin getirisi olduğunu söylediler. Türkiye’nin nüfusuyla ciddi bir potansiyel olduğunu, Ukrayna’nın da isteğiyle orada da ciddi potansiyel olabileceklerini ifade ettiler. Türkiye-Ukrayna ilişkilerinde Kırım Tatarları’nın tutumunun ve davranışının önemli olduğunu, çünkü topraklarını en iyi şekilde bildiklerini vurguladılar. Halkların birbirlerini tanımaları gerektiğine değinerek sözlerine son verdiler.

 

Ankara Ukrayna Derneği Başkanı Dr. Yuliya Biletska, Ukrayna’daki Kırım Tatarları diasporasının önemine vurgu yaparak sözlerine başladılar. Türkiye’de yaşayan 35 bin Ukraynalı’nın diasporanın temsilcileri olduklarını, 50’den fazla Kırım-Tatar derneğinin faaliyet gösterdiğini söylediler. Bunların Ukrayna’daki olaylarla ilgili Türkiye’yi haberdar etme görevini üstlendiklerini dile getirerek, her iki ülke ilişkilerinin gelişmesi için, sektörlerden haberdar olmaları için uzmanlara ihtiyaç olduğunu vurguladılar.

 

Keçiören Belediyesi Dış İlişkiler Müdürü Mustafa Araç, Türkiye’deki yerel yönetim kalkınmalarına değinerek, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerel yönetimlere verdikleri önemi genelle bağdaştırarak gelişmeleri yakaladıklarını ifade ettiler. Bu gelişmelerin birliklere, uluslararası dost ve kardeşlik derneklerine iletildiğini söylediler. Türkiye’de 300 üye belediyeyle uluslararası faaliyet gösteren Türkiye Belediyeler Birliği’nin çatı kuruluş olarak her alanda birleştirici ve geliştirici faaliyetler yürüttüğünü  dile getirdiler. Keçiören Belediyesi olarak Ukrayna’nın yanında olduklarını belirterek, yerel yönetim olarak kardeş belediye ilişkilerini geliştirmek için Ukrayna belediyelerini birlikteliğe gitme hususunda davet ettiklerini söylediler. Elde edilen başarılı yerel yönetim modelini paylaşımda, kültürel etkinliklerin arttırılmasında istekli olduklarını vurgulayarak sözlerine son verdiler.

 

Ukrayna Gagavuz Dernekleri Başkanı Vasyl Kelioglo, Ukrayna’da yaşayan Karaylar, Kırımçaklar, Urug ve Gagavuz Türkleri hakkında etnik bilgiler vererek, ilişkilerin her zaman iyi olduğunu, dostluğun karşılıklı işbirlikleriyle de devam etmesini istediklerini, “Yaşayalım ve yaşatalım, Ukrayna-Türkiye arasındaki sıcak ilişkilerimizi.” sözleriyle konuşmalarına son verdiler.

 

İkinci oturum, konuşmacılara sunulan plaket töreniyle sonlandırılıp araya gidildi.

 

Üçüncü oturum Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sezai Özçelik başkanlığında sürdürüldü.

 

Kiev/Bucha Belediyesi Meclis Üyesi Anna İslamova, Ukrayna’daki 200 kadar Türk şirketinin varlığına değinerek, ülkeleri iş insanlarından da Türkiye’de aynı potansiyeli göstermelerini istediklerini belirttiler. Bucha Belediyesi olarak, Türkiye’de gerçekleşen organize sanayi bölgesi projelerinden ülkelerinde de gerçekleşecek projeler arasında olmasını istediklerini ve konuyla ilgili işbirliğine açık olduklarını ifade ettiler. İki ülke arasındaki iletişimde basın-yayının önemini vurgularken, internetten dolaşan bilgi kirliliğine karşın resmi kaynaklardan elde edilecek bilgilerin ilişkilerimiz için en sağlıklı verileri sunduklarını söylediler. Ülkelerinde yerel yönetimden en üst kademeye kadar, gerçekleştirilen çalıştayla ilgi bilgilendirme sağlayacaklarını belirterek sözlerine son verdiler.

 

Ukrayna’nın Geleceği Enstitüsü Kurucusu Iurii Romanenko, Türkiye ve Ukrayna için en büyük sıkıntının bugünkü dünya ekonomik krizi olduğunu belirterek, bunun Ukrayna için 2008’deki krizden daha ağır olduğunu söylediler. İki ülkenin de birbirine benzeyen, dış borçlar ve ödeneklerin nereden temin edileceği, mülteci krizi gibi, sıkıntıları olduğunu dile getirdiler. Ukrayna’dan yurtdışına çalışmak için  giden çok büyük bir nüfusun olduğuna ve bunun iç siyasette büyük baskı oluşturduğuna, vergi ödeyecek kişi sayısındaki azalmayla sonuç olarak borçların ödenmesiyle ilgili yaşanan sıkıntıları vurguladılar. Ukrayna’da seçime gidildiğinde sonuç olarak ya hiçbir şeyin değişmeyeceği ya da sıkı yönetimin geleceği yönünde fikirlerini sundular. Türkiye ve Ukrayna’nın ekonomik işbirliklerine, Polonya ve Bulgaristan’ın da Karadeniz’e bakan yönleriyle eklenmesinin olumlu olacağını belirttiler. Enstitü çalışmalarına da değinerek, otoyol ve demiryolu projelerinin olduğunu aktararak sözlerine son verdiler.

 

EkoAvrasya Ukrayna Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ömer Çıkın, uzun vadede iki ülkenin birbiriyle örtüştüğünü gösteren belgelere de dayanarak, iki ülke iş insanlarının işbirliklerini sadece başkentte değil, bölgeler ve hatta ilçe temsilcilikleri düzeyinde görüşmeleri, bireysel değil toplumsal olarak hareket etmelerinin yapıcı sonuca erişmede gerekliliğini vurguladılar. Her iki ülke halkının birbirilerini iyi tanımasını ve başarılarının hangi yönde olduğunu iyi bilmeleri gerektiğini söylediler. Ukrayna’nın yeraltı kaynaklarının ve tarımsal topraklarının doğru kullanılması durumunda elde edilebilir büyük ciroya dikkat çekerek, ülkelerin birbirlerini tamamlayıcı yönlerini ortaya koyarak faaliyetlerini bu açıdan yürütmelerini ifade ederek sözlerine son verdiler.

 

Üçüncü oturumun sonlandırılmasıyla plaket törenine geçildi. EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren tarafından yapılan kapanış konuşmasıyla çalıştay tamamlandı.

 

GENEL DEĞERLENDİRME

Türkiye-Ukrayna İlişkilerinde Stratejik Yol Haritası Çalıştayı’nda iki ülke ilişkilerinin siyasi, ekonomik, bilimsel ve kültürel boyutları ele alınarak bazı tahlillerde bulunulmuş ve öneriler aktarılmıştır.

 

Bunlar:

-Kurum ve kuruluşlar, bilim ve iş insanları, sanatçılar, eğitmenler, öğrenciler, dolayısı ile halklarımızın tüm katmanlarının birbirleri ile iletişiminin sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılması,

 

-Ortak tarihin detaylı araştırılıp, gelecek nesillere doğru şekilde aktarılmasının sağlanması,

 

-Yanlış algı yaratarak ilişkilerin zedelenmesini isteyen her türlü yerli ve yabancı basın yayın organlarına karşı savunma mekanizmalarının iyi organize edilmesi,

 

-Karşılıklı kazanma ilkesi çerçevesinde serbest ticaret anlaşmasının (STA) yürürlüğe girmesi için tüm dialog mekanizmalarının devreye sokulması, üçüncü ülkelerin müdahalesine izin verilmemesi,

 

-Serbest Ticaret Anlaşmasıyla ürün çeşitliliğinde artış sağlanması ve karşılıklı yatırımların artırılması.

 

-10 milyar dolar ticaret hacmi hedefine odaklanılması,

 

-Ukrayna’da iş gücü, enerji ve lojistik problemi olmayan bir bölgede Türk-Ukrayna Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) kurulması için proje geliştirilmesi,

 

-Yatırım ortaklıklarının iyileştirilmesi, karşılıklı yatırımlarım güvenliği konusunda devletler ve iş dünyası ile devletlerarası etkileşim mekanizmalarının güçlendirilmesi.

 

-Coğrafyamızın bize sunduğu transit Ticaret potansiyelleri detaylı analiz edilerek üçüncü ülkelere yapılacak ortak multi-taşımacılığın geliştirilmesi,

 

-Limanların, aktarma boşaltma limanlar olarak karşılıklı çalışma yapmaları,

 

-Lojistik alanda demiryolu taşımacılığının düzenlenmesi,

 

-Bankacılık sektörünün sağlam temele oturtulması,

 

-Karşılıklı yerel para birimleri ile alışveriş sistemine geçiş için çalışmaların hızlandırılması,

 

-Doğrudan sermaye yatırımlarının iyileştirilmesi, karşılıklı yatırımların güvence altına alınması adına B&G dialogların artırılması.

 

-Bölgeler arası beşeri ilişkilerin geliştirilmesi için sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenli olarak planlanması,

 

-Türkiye’nin askeri savunmasını güçlendirebilmesi, kendi savunma sanayini oluşturabilmesi için Ukrayna’daki mevcut teknolojiden ve sanayiden yararlanması için ortak projeler geliştirilmesi,

 

-Kırım meselesi ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin acilen bölgedeki ülkeler üzerine çalışmalar yapan uzmanlar ve akademisyenlerle  görüşmelerde bulunması,

 

-Ülke toplantılarının çevrimiçi ortamlar aracılığıyla da, kolay ulaşılabilinir şekilde organize edilmesi,

 

-Öncelikli hedeflere uygun projelerin belirlenmesi,

 

-Ülkelerin Avrupa Birliği projelerine birlikte katılmaları,

 

-Ülkelerin ortak bilim ve teknoloji  işbirliği için ofis ve TEKNOPARKLAR kurup, koordinasyon sağlayarak bilim insanı envanterini, alt yapı ve teknoloji seviyesini, stratejik ortaklık çerçevesinde paylaşmaları,

 

-Bilim ve teknoloji ofislerinde verimli çalışmaların çıkması için maksimum 10’ar kişilik çalışma grupları oluşturulması,

 

-Bilim ve teknoloji ofislerindeki gruplara araştırma merkezlerinden, üniversitelerden ve özel şirketlerden katılım sağlanması,

 

-Bilim ve teknoloji çalışmalarında ortak bütçe planlanması ve proje süresi boyunca çalışabilmek ve yapılan çalışmalar da entegrasyonu sağlamak için karşılıklı laboratuvar ziyaretine uzun süre (en az 3 ay kadar) müsade edilecek yapının geliştirilmesi,

 

-Bilim ve teknoloji alanı çalışma gruplarının verimliliği açısından her çalışma grubuna her iki ülkeden mentor atanması, 4 aylık raporlarla bu çalışmaların uygulanabilmesi,

 

-Ülkeler bazında ve tüm illerde/ ilçelerde iş insanı olan birer ülke temsilcilerinin bulunması.

 

gibi iki ülke ilişkilerine ivme kazandıracak gerekenler olduğu belirlenmiştir.