Türkiye - Rusya Ekseninde Azerbaycan Enerji Politiği

(03.10.2014)
 

 

Yrd. Doç. Dr. Reha YILMAZ

Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi

Avrasya Stratejik Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇAVSAM) Müdürü

 

Azerbaycan Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, stratejik konumu ve zengin doğal kaynakları sayesinde kısa sürede  küresel pazara girmeyi başarmıştır. Ancak, Ermenilerin sürgün ettiği 350 bin ve Karabağ Savaşı’ndan kaçan bir milyon mülteci ülke ekonomisine büyük darbe vurmuştur. Yeni bağımsızlığına kavuşan ülke bu problemlerin çözümünü sahip olduğu enerji kaynaklarını dünya pazarlarına çıkarmakta görmüş ve bu çerçevede Rusya ve Türkiye üzerinden enerji kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştırmaya çalışmıştır. Sonraki dönemde ülkenin enerji politiği bu iki ülke çerçevesinde gelişmiştir.

 

Bugün Azerbaycan dengeli bir dış politika izleyerek hem Türkiye hem de Rusya ile ilişkileri iyi tutmaya çalışmaktadır. Bakü, Karabağ sorununu çözüme ulaştırmak amacıyla Rusya ile siyasi ve ekonomik işbirliğine önem vermekle beraber, Moskova’nın Azerbaycan’ın iç işlerine karışmasını önlemeye dönük çaba sarf etmektedir. Bunun için Türkiye önceliğinde Batı’yla ilişkilerini de sürdürerek dış politikasındaki dengeyi korumaya çalışmaktadır. Rusya’ya karşı dengeyi sağlayacak politikanın öncüsü Türkiye ve onun temsil ettiği Batı’dır. Bu nedenle bir taraftan Rusya ile ekonomik ilişkileri sağlamlaştırmaya ve bu yolla Rusya’nın gücünü Ermenilerin Karabağ ve etrafı bölgeleri işgaline son verdirtmek için kullanırken, diğer taraftan Türkiye’yi enerji alanındaki yatırım ve kendine bağlı bir Pazar haline getirmeye çalışarak batı kapısını açık tutmaya çalışmaktadır. Sonuçta Azerbaycan’ın Rusya ve Türkiye eksenindeki enerji politiği mehter marşı gibi iki ileri bir geri adımla devam etmekte, ikili ve ikilemli politikalarla sürdürülmeye çalışılmaktadır.

 

Azerbaycan Enerji Politiği

Sovyetler Birliğinin yıkılışıyla beraber bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan, kısa sürede bölgenin ve yeni dünya düzeninin global güçlerinin dikkatini çekmeye başarmıştı. Bunda hiç şüphesiz enerji faktörünün etkisi büyüktür. 19. yüzyıl sonları 20. yüzyıl başlarından itibaren dünya enerji sektörünün önemli bir merkezi olan Azerbaycan, Demirperde arkasında çektiği Batı özlemi yeni dönemde bitmiş ve yakın bir ilişki için uygun bir ortam oluşmuştur. Ancak, Sovyetler yıkılsa da onun varisi Rusya Federasyonu Azerbaycan’ı kolaylıkla Batıya vermemiş, ülkede tam bir kargaşa ve çatışma ortamının oluşması için gerekli altyapıyı oluşturmuştur.

 

Devletin yeni yöneticileri Muttalibov ve Elçibey bu kargaşaya son verememiş, dolayısıyla Azerbaycan dağılıp yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak, büyük mücadele sonrası devletin başına geçen eski KGB ve Politbüronun üst düzey yöneticisi Haydar Aliyev, ülkeyi kısa sürede düzlüğe çıkarmış ve iç kargaşayı sona erdirerek bir istikrar sağlamıştır. Sonrasında ülkenin ekonomik olarak güçlenmesi ve

birçok sorunun bu yolla halli için yeni bir süreç başlatılmış ve Elçibey zamanında başlatılan enerji hamlesi Asrın Anlaşmasının imzalanması ile birlikte başarılı bir şekilde sonuçlandırılmış ve enerji Azerbaycan’ın kurtuluş sebebi haline gelmiştir. Sonrasında enerjinin başarılı bir şekilde politize edilmesi ve dünya enerji devlerinin sofrasında başarılı bir enerji sağlayıcısı olarak yer almak en önemli mesele haline gelmiştir.

 

Azerbaycan enerji siyasetinin temelleri üç ana başlıkta toplanabilir. Birincisi, enerji kaynaklarının işletilmesi, ikincisi, enerji pazarlarına ulaşım ve üçüncüsü, pazarlama. Bu çerçevede enerji kaynaklarının işletilebilir hale getirilmesi ve işletilmesi için dünyanın öndegelen petrol devi şirketlerle önemli anlaşmalar yapılmış ve petrol ihtiyacı olan devletler bu anlaşmaların garantörü olmuştur.

 

Enerji pazarlarına ulaşım konusunda Rusya ve Türkiye önemli bir misyon üstlenmiş ve Yeni Dünya Düzenindeki yeni politikaları çerçevesinde enerji ticareti yapabilir bir konuma gelmiştir. Uluslararası enerji pazarlarına ulaşım konusunda da Rusya ve Türkiye arasında bir denge sağlanarak; erken petrol Rusya, asıl kaynak ise Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ile pazarlara ulaştırılmıştır. Ayrıca, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı ile de doğal gaz dünya pazarlarına ulaştırılmıştır. Rusya Sovyet dönemi boru hatlarını kullanarak, Türkiye ise uluslararası destek ile Bakü-Tiflis Ceyhan Petrol ve Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz hatları ile Azerbaycan’ın petrol ve doğalgazını uluslararası pazarlara ulaştırmada etkin rol aldılar.

 

Uluslararası Pazarlar konusunda da enerjiye ihtiyacı olan devletlerle önemli anlaşmalar yapılmıştır. Bu çerçevede ABD, AB, Uzak Doğu üçlüsü devletlere enerji pazarlama konusunda önemli imkânlar sunarken, enerji ile elde edilen prestij sayesinde enerji konusunda bir şekilde rol alan devletlerin Karabağ konusunda desteği sağlanmaya çalışılmıştır.

 

Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlıktan günümüze birkaç önemli projede aktif rol üstlenmiştir. Bu projelerde aldığı yükümlülüğü diğer ülkelerle dengeli bir biçimde yürütmeyi temel hedefi olarak görmüştür. Komşularının tepkisini çekmemek için ise denge politikası izleyerek diğer devletlerle karşılıklı bağımlılık çerçevesinde hareket alanı veya serbestisi yaratmaya çalışmıştır. Bağımsızlıktan günümüze yapılan tüm önemli anlaşmalarda Azerbaycan bölgesel ve küresel güçlerin çıkarlarını hep dikkate almak zorunda iken, günümüzde TANAP projesi ülkenin uluslararası arenada çıkarlarını koruması açısından da önemli proje olarak değerlendirilmektedir. Bu proje Avrupa’nın Rus doğalgazına olan bağımlılığını azaltacağı için, Azerbaycan Doğu-Batı enerji koridorunda önemli ülke konumuna yükseltmesi beklenmektedir (Mammadov, 2013, s. 13). Gelinen nokta Azerbaycan enerji politiğindeki başarısını göstermektedir.

 

Azerbaycan’ın enerji politiği konusunda da Rusya ve Türkiye önemli roller üstlenmiştir. Zira her iki ülke gerek enerji kaynaklarının işletilmesi, gerek pazarlara ulaştırılması ve enerji ticareti konularında etkin rol üstlenmiştir ve birçok projenin sahibi olmuştur. Bugün Azerbaycan diğer alanlarda olduğu gibi enerji siyaseti konusunda da bir denge politikası yürütmeye çalışmaktadır. Bunun sonucunda gerek Rusya gerekse Türkiye öncülüğünde Batılı devletlerle birçok projeye ortaklık etmekte, enerji kaynağını işletme ve pazarlama konusunda önemli çalışmalar yürütmektedir. Azerbaycan zaman zaman bölgesel ve uluslararası gelişmelere göre dış politikasında da değişimler göstermektedir. Özellikle Karabağ probleminin çözümü konusunda gösterdiği hassasiyet nedeniyle, bölgede menfaati olan devletlerle yakın ilişki ve yer yer sıkı pazarlıkla kazançlar elde etmeye çalışmaktadır. Son dönemde Türkiye’nin Ermenistan açılımı çerçevesinde Azerbaycan’ın Türkiye politikalarındaki değişimi buna örnek göstermek mümkündür.

 

Azerbaycan Enerji Politiğinde Rusya Türkiye İkilemi

Azerbaycan'ın bağımsızlık dönemi dış politikası değerlendirildiğinde bazı istisnai durumlar hariç, dengeli ve sürdürülebilir olduğu kabul edilebilir. Halk Cephesi döneminde bazı başarılar elde edildiyse de deneyimsizliğin acı sonuçları hissedilmiş, Haydar Aliyev döneminde ise dış politika temel konular rayına oturtulmuştur. Dış politikada Azerbaycan'ın ciddî sonuç elde edemediği tek konu, Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edilmesinin uluslararası kamuoyuna yeterince anlatılamaması ve kabul ettirilememesidir (Cabbarlı, Abdullayev, 2009, s. 92).

 

Ancak, ilerleyen dönemlerde Azerbaycan’ın Batıdan beklentilerinin karşılanmaması ve toprak bütünlüğü konusundaki önceliklerinin anlaşılmaması nedeniyle Rusya ile bir yakınlaşmanın varlığını kabul etmek gerekir. Özellikle Gürcistan Savaşından sonra Azerbaycan’ın gerek toprak bütünlüğü, gerekse enerji güvenliği için Rusya’ya rağmen Batıcı politikalar izlenemeyeceğini kabul etmiş görünmektedir. Bu sebeple Azerbaycan’ın aşama aşama Batı’nın jeopolitik yörüngesinden kaydığı görülmektedir. Petrol ve gaz boru hatlarının devletleri bağlayıcı etkisi bazen abartılı olarak yorumlansa da uzun vadede Bakü ticari ilişkilerinde kendisini Moskova’ya daha fazla bağlı hissetmektedir ve bu nedenle de enerji konusunda da Rusya güdümünde bir politikaya yönelimi kaçınılmaz hale gelmiştir. 

 

Hazar Bölgesi’nde ticaret, politikayla eş anlamlıdır. Bölge devletleri arasında enerji kaynaklı gerilimler zaman zaman artış gösterse de Azerbaycan’ın enerji politikasındaki hızlı eksen değişiminin temel sebebinin, Karabağ konusunda herhangi bir uzlaşmaya varılmadan, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik pazarlıklara girişmesi olduğu düşünülebilir. Ankara izlediği politikayı değiştirmezse, Azerbaycan’ın uzun vadeli enerji stratejisindeki önceliklerinin değişeceği kabul edilmelidir. Brüksel ve Washington’daki politik karar alıcılar bir an önce ortaya çıkan tehlikenin farkına varmalı ve kendilerini Ankara-Bakü hattındaki gerilimin sonlandırılması için ciddi ve içten diyalog kurulmasına adamalıdırlar. İvedilikle harekete geçmede başarısız olunursa, uzun vadede enerji güvenliği ve jeopolitik tercihler bağlamında çok ciddi sonuçlarla yüzleşilmesi kaçınılmaz olacaktır (Jackson, 2014.).

 

Rusya’nın dominant piyasa konumu Avrupa ülkelerini olumsuz etkilemektedir. Bu tekel, Rusya’da diğer sektörlere de yayılabilecek yolsuzluk, verimsizlik ve ekonomik sorunlara yol açacak ve potansiyel çatışma alanları oluşturacaktır. Bu nedenle alternatif istikamet arayışları hızla artmaktadır. Alternatif boru hatlarının inşa edilmesi yoluyla bu tekelin yıkılması, Rusya`nın enerji sektörünü daha verimli, pazar odaklı bir davranışa sevk edebilir. Bu, sadece Azerbaycan-Türkiye arasında değil, aynı zamanda ABD ve Avrupa Birliği ile de yoğun işbirliği gerektirecektir. Bu anlamda, Rusya tarafından kontrol edilmeyen boru hatlarının inşa edilme stratejisi "anti-Rusya" değil, "Anti tekel" ve "rekabet-odaklı" olacaktır.

 

Türkiye bugün Azerbaycan’dan gelecek akımın nasıl idare edileceğiyle ilgili bir tercih yapmak durumundadır. Eğer Türkiye kendi coğrafi konumunun üstünlüğünden yararlanarak, doğal gazın fiyatını önemli ölçüde artırırsa, bu gazın Rusya`dan gelen gaz karşısındaki rekabet gücünü düşürecektir. Belirtmek gerekir ki eğer Avrupalı tüketiciler fiyat dolayısıyla Rusya gazını almak mecburiyetinde kalırlarsa, bölgemizde Rusya tarafından kontrol edilmeyen boru hatlarının oluşturulmasının önemi ve yararı keskin şekilde düşecektir. Nitekim Türkiye tarafı, kendi transit konumunu esas kazanç kapısı olarak kullanmak niyetinde olmadıkları güvencesini vermektedir.

 

Şu anda Avrupa devletleri, Nabucco West veya THGH gibi ek projelerin yapımına yeterince destek vermemektedir. Projenin başarılı olması için birileri inisiyatifi ele almalı ve söz konusu projelerin tamamlanması için irade göstermelidir. Avrupa ülkeleri Nabucco West gibi projeleri öne çekmekle, ciddi şekilde bu projelere karşı olan Moskova`yı kızdırmak korkusuyla tereddüt etmektedir. Avrupa bu projelerin "anti-Rusya" projeleri olması düşüncesiyle geri adım atmakta,  şüphesiz bu da projenin bekletilmesine ve sürecin uzamasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla bu durum Türkiye’nin proje konusundaki beklentilerini karşılamamaktadır. 

 

Azerbaycan Batı’nın Rusya karşısındaki tutarsız ve dengesiz tavırları karşısında Rusya’ya daha fazla yaklaşmakta, Türkiye endeksli projelere soğuk bir tavır takınmaktadır. Diğer taraftan sadece Rusya’ya bağlı kalmamak için bu projeleri destekler görünmekte, ancak fiiliyatta pek bir şey yapmamaktadır. Bu hususta Azerbaycan’ın iki ülke arasında ikilemde kaldığını ve gelecek adına enerji politiği açısından karamsar bir tabloyla karşı karşıya olduğunu söylemek mümkündür.

 

Sonuç

Azerbaycan, kendi petrolünü ve doğal gazını dünya pazarlarına ulaştırmak için Batılı şirketlere muhtaç durumdayken, bugün “oyun kurucu” bir ülke olarak enerji politiği yürütmektedir. Bu rolün, enerji sektöründeki muazzam genişlemenin ve Rusya-Türkiye ikilisiyle stratejik bir işbirliğinde çalışmanın bir sonucu olduğu söylenebilir (Kafkasya’nın Yükselen Yıldızı İlham Aliyev Döneminde Azerbaycan, 2013, s. 353).

 

Azerbaycan enerji konusunda büyük yatırımlar yapmış, SOCAR gibi dev enerji şirketleri kurmuş, Azerbaycan Neft şirketi aracılığıyla dünyaya açılmış, ülkede enerji sektöründe çalışan şirket ve bu şirketlerin arkasındaki devletleri kendi milli meselelerinde aktif katılım için çeşitli çalışmalar yürütmüştür. Bununla birlikte karşılaştığı en önemli sorun, istikrarlı bir enerji politiği yürütememesidir. Bunda da Batılı devletlerin ürkekliği, Türkiye’nin ilgili projelere yetecek donanımının olmaması, Rusya’nın emperyalist taleplerle bölgeye müdahaleleri ve Batının buna önlem alamamasının etkisi büyüktür. Bu durum yakın gelecekte de devam edecek gibi görünmektedir. Zira Türkiye’nin iç ve dış politikasındaki problemler, Rusya’nın Ukrayna’da estirdiği terör ve Batı’nın bunun karşısında etkin bir politika yürütememesi karşısında, ekonomisi enerjiye dayalı bir devlet olan Azerbaycan’ı ikili ve ikilemli bir enerji politikası yürütmeye itmektedir.

 

KAYNAKÇA

 

1.   “Türkiye’nin Enerji Politikası – Azerbaycan, İran, Rusya”, http://rusyaanaliz.com/ turkiyenin-enerji-politikasi-azerbaycan-iran-rusya/, 10.08.2014.

2.   Cabbarlı, Hatem, “Azerbaycan Dış Politikasının Temel Sorunları – 2”, 08.08.2014.

3.   Cabbarlı, Hatem, Abdullayev, Vüsale. (2009).  “Azerbaycan Dış Politikası'nın Temel Özellikleri (1991-2009)”, 21. YÜZYIL,  Ocak – Haziran.

4.   İsmayil, Toğrul, “Azerbaycan’ın enerji nakil stratejisi”, http://enerjigunlugu.net/ azerbaycanin - enerji - nakil-stratejisi_4606.html#.U2H2MYF_tM4

5.   Jackson, Alexander, “Azerbaycan, Enerji Politikası Öncelikleri Bağlamında Rotasını Değiştiriyor”, Caucasian Review of International Affairs –CRIA, http://www.sde.org.tr/tr/newsdetail/azerbaycan-enerji-politikasi-oncelikleri-baglaminda-rotasini-degistiriyor/1760, 10.08.2014

6.   Kafkasya’nın Yükselen Yıldızı İlham Aliyev Döneminde Azerbaycan. (2013). (Editör: Çağrı Erhan), Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 2013.

7.   Mammadov, Agil. (2013).“Azerbaycan Dış Politikasında Enerji Faktörü”, Akademik Bakış Dergisi, Sayı: 35, Mart – Nisan 2013.