Yusuf Akçura ve Üç Tarz-ı Siyaset

(27.04.2020)
 

 

 

Aybüke ASLANTAŞ

EkoAvrasya / Kurumsal İlişkiler Koordinatörü

 

Osmanlı Devleti, gerilemeye başlaması ve bunu takiben geldiği son döneminde nasıl kurtarılabileceği hususunda çözüm yolları aranan, reformların hangi alanlarda yapılması gerektiğine yönelik farklı fikirlerin ortaya konulduğu bir sahne oluşturmuştur. Batıcılık, Mesleki İçtimaî, Sosyalizm ve Üç Tarz-ı Siyaset ile Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük fikirleri bir çıkış yolu olarak ortaya konulmuştur. Osmanlı Devleti’nin çıkmazda olduğu bu son döneminde, kaleme aldığı Üç Tarz-ı Siyaset makalesiyle Yusuf Akçura, üç siyasi temelde nasıl çıkış yolu bulunabileceği, bütünlüğün nasıl sağlanabileceğiyle ilgili öneri sunan döneminin önemli Türk aydınlarındandır. Bu dönemde öne çıkan ve en etkili olan fikir Türkçülük olmuştur. Devletin çok uluslu yapısında Türkler devletin nasıl kurtarılabileceğiyle ilgili bu ortak noktada buluşup çıkış yolu aramışlardır. Türk aydınlanması sadece içeride değil, diğer ülkelerde yaşayan Türklerde de yerini bularak, milliyetçilik akımını başlatmıştır.

 

Türkçülüğün Osmanlı Devleti’nde siyasi olarak uygulanması ve hâkim olması gerektiği fikrini ilk kez ortaya koyan kişi olarak Yusuf Akçura, Türkçülük faaliyetleriyle Millî Mücadele sürecinde de Türkiye’nin Cumhuriyet döneminin yapılanmasına fikirleriyle ve Türkçülüğün manifestosu olarak kabul gören Üç Tarz-ı Siyaset makalesiyle katkı sağlayan önemli bir fikir adamıdır. Yusuf Akçura’yı ve ortaya koyduğu Üç Tarz-ı Siyaset fikrini anlamak için, sosyal ve siyasi hayatı ile yazımına sebep olan döneminin koşullarını bir arada ele almak doğru olacaktır.

 

Yusuf Akçura’nın Hayatı ve Türkçülük Yolu

Yusuf Akçura, Kazan’ın Simbir, bugünkü adı ile Ulyanovsk, şehrinde doğdu. Babasının vefatından sonra annesi ile 1883’te İstanbul’a gelmiştir. Koca Mustafa Paşa Rüşdiyesi’ndeki eğitimini, bir yıl Kazan’da kaldığı aradan sonra tamamlamış ve Harbiye’ye kabul edilmiştir. İkinci sınıftayken tutuklandı ve bunun ardından Harbiye’ye geri dönerek mezun olmuştur. Jön Türklerle ilgisi olduğu gerekçesiyle 1896’da tekrar tutuklanmıştır. Tutuklanmasının ardından, 1987’de Trablusgarp Fizan’a sürüldü, serbest bırakıldığında ise rütbesi geri iade edilmiştir. Trablusgarp’ta Erkân-ı Harbiyye Kalemi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra eğitim almak amacıyla Avrupa’ya gitmek için Tunus’a kaçarak Paris’e geçmiştir. Ecole Libre des Sciences Politiques’e kayıt olmuştur[1]. Paris’te öğrenimine devam ederken Jön Türk Hareketi’nin liderlerinden Ahmed Rıza ile burada tanışarak, Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde ve Meşveret gazetesinde yazılar yazmaya başlamıştır. Buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Kazan’a dönmüş ve 1904 yılında Üç Tarz-ı Siyaset makalesini kaleme almıştır. Yayınlanması için Kahire’de çıkan Türk Gazetesi’ne göndermiştir[2]. Makalesi Osmanlı Devleti’ndeki siyaset tarzlarını isimlendirerek tasnif, tayin, tahlil bakımından ilk eserdir[3]. Bu eserinde Türkçülük siyasi olarak ilk defa ele alınmış, Osmanlı Devleti’nin son döneminde takip etmesi için ortaya koymuş, üç siyasi politika olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikirlerini incelemiştir[4].

 

Burada bulunduğu sürede Kazan Muhabiri adlı bir gazete çıkartan Akçura, 28 Ocak 1905’de Rus hükümetine Rusya Türkleri’nin dinî, idari ve millî taleplerini bildirmek üzere kurulan dört kişilik komisyonda yer almış ve Türklerin taleplerini iletmiştir[5]. 1905’de gerçekleştirilen Birinci Rusya Müslümanları Kongresi’ne katılmış, alınan kararla kurulan Müslüman İttifakı Partisi’nin Genel Sekreteri olmuştur. Rus Çarlığınca Türklere uygulanan baskının artması sonucu takibe alınınca önce Kırım’a İsmail Gaspıralı’nın yanına gitmiştir. Osmanlı Devleti’nde 2. Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle birlikte, ülke dışında bulunan diğer Türk düşünürler gibi Akçura da 1908’de İstanbul’a dönmüştür[6].

 

Osmanlı İmparatorluğu’nda Jön Türk Devrimi de denilen Temmuz 1908’de gerçekleşen 2. Meşrutiyet’in ilan edildiği sıralarda Türkçülük fikri değil, Batıcılık, Osmanlıcılık ve İslamcılık hâlâ hakimken, milliyetçilik Osmanlı’nın savaşa girmesiyle yerini almaya başlamıştır[7]. Osmanlı milleti oluşturma fikriyle ilerleyen Genç Türkler’in bu duruşu Akçura’yı rahatsız ederken, o İttihat ve Terakki’den de uzak durmuştur. 1912’de Türk Ocağı Cemiyeti’ne katılmış, 1911’de kurucusu olduğu Türk Yurdu Dergisi’ni hayata geçirmiştir[8]. Akçura İstanbul’a döndüğü yıldan itibaren 1914’e kadar akademik çalışmalarda bulunarak yüksekokullarda görev almıştır. Türk milliyetçiliğini hayata geçirmek için bazı cemiyetler kurmaya başlamıştır[9]. Osmanlı Devleti’nde Türk milliyetçiliği temelinde ilk kez kurulan cemiyet, Akçura tarafından kurulan Türk Derneği olmuştur. Bunu takiben 1911’de Türk Yurdu Cemiyeti, 1912’de Türk Ocağı kurularak çalışmalarına başlamıştır. Cemiyetlerin yönetimlerinde Batı tarzı eğitim almış, Rusya kökenli Türk aydınlar da bulunmuştur. Akçura tarafından 1911’de Türk Yurdu Cemiyeti altında Türk Yurdu Dergisi yayınlanmaya başlamıştır[10].

 

Yusuf Akçura Rusya’daki Müslüman Türk-Tatar Halklarının Koruma Komitesi başkanlığında Türk Müslümanların haklarını, bağımsızlıklarını savunmak için Rusya’da çalışmalarda bulunmuş ve 1919’da İstanbul’a dönmüştür. Savaştan yenik çıkmış Osmanlı’daki milliyetçi aydınlar Malta’ya sürülmüştür. Milliyetçi direniş baş göstermiştir. Ekim 1919’da arkadaşı Ahmet Ferid önderliğinde Türk adını taşıyan ilk siyasi parti olan Millî Türk Fırkası’nı kurmuşlardır. Yusuf Akçura Aralık 1919 seçimlerinde Millî Türk Fırkası’nın İstanbul mebus adayı olmuştur fakat seçilememiştir. 1921’de Ankara’ya gelerek Mustafa Kemal ile millî mücadeleye katılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi’nde görev almıştır. Akçura, akademik çalışmalarına dönerek Ankara’daki Serbest Halk Dersleri kurslarında hocalık yapmış, daha sonra da Ankara Hukuk Mektebi’nde dersler vermiştir. 1923 yılındaki seçimde Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan İstanbul milletvekili seçilmiştir. Meclis çalışmalarını sürdürürken 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin, daha sonra Türk Tarih Kurumu olarak adlandırılacaktır, kurucuları arasında yer almış, 1932’de başkanlığını yapmıştır[11][12]. İstanbul’a giderek İstanbul Üniversitesi Yakın Çağ Siyasi Tarih bölümünde görev almıştır. 1934 yılına kadar Meclis’te İstanbul’u temsil etmiş, 1935’te vefatından önce meclise Kars’tan milletvekili olarak seçilmiştir[13].

 

Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaseti

Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük fikirlerinin karşılaştırmasını yaparak Osmanlı Devleti’ne siyasi bir yol gösteren Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset makalesiyle çöküş ve parçalanmayı önlemeye yönelik çareler sunmuştur. Bu üç fikir doğrultusunda, Osmanlıcılık fikrinde Osmanlı ulusunu meydana getirmek, İslamcılık fikriyle İslamcılığa dayalı bir devlet anlayışı geliştirmek, Türkçülük fikriyle ırka dayalı bir Türk siyasal ulusçuluğu oluşturmayı sunmaktadır.[14]

 

Yusuf Akçura’ya göre, Osmanlı milletini oluşturma isteği, Müslüman ve gayrimüslimlere siyasi hakları tanımak ve vazifeler yüklemek, bu iki farklı topluluğu eşitleyerek, fikir ve dince serbest bırakmak, birbirlerine karıştırmaktadır. Böylece Amerika Birleşik Devletleri gibi, bir vatanda birleşip yeni bir milliyet çıkartılarak, buna da Osmanlı Milleti denilerek ancak devleti bir arada tutmak gerekecektir[15].

 

Akçura, Osmanlı milletinin oluşumunda karma bir toplum oluşmasıyla, devlette bu Osmanlı milleti fikriyle hareketiyle toplumlar arasındaki din farklılıkları, anlaşamama sorunlarının ortadan kalkacağını söylemiştir. Fakat bu süreçte Rumlar, Ermeniler gibi Türkler ve Arapların bu noktada asimile olacağını belirtmiştir[16]. Akçura Osmanlı ve yabancı toplumların Osmanlıcılık akımına nasıl baktığını şöyle belirtmiştir[17]:

 

Osmanlı’da Müslümanlar özellikle Türkler bu karışımı istememekteydi. Çünkü hakimiyetleri bitecek, altlarındaki reaya ile aynı seviyeye ineceklerdi. Türk olmasalar dahi Müslüman topluluklar da bu karışıma ve uyuma karşıydı. Çünkü statü olarak gayrimüslimlerden kendilerini önde görmekteydiler. Gayrimüslimler de bu karışıma ve uyuma karşıydı. İstiklallerini ellerinden almış Müslüman ve Türklerle bir arada yaşama fikri kabul görülmemekteydi. Rusya ve etkisi altındaki Balkan devletleri de bölgelerinde Osmanlı Devleti istemedikleri için bu fikre karşı durmaktaydılar.

 

Avrupa kamuoyu da Osmanlı Devleti bünyesindeki Hristiyanların asimile olmasını istemiyorlardı. Akçura, bu nedenlerden ötürü toplumun bir Osmanlıcılık çatısı altında toplanamayacağını vurgulamış ve açıklamıştır.

 

Yusuf Akçura makalesinde siyaset olarak sunduğu İslamcılıkta, 2. Abdülhamit döneminde gayrimüslimlerin Hristiyan devletlerin baskısı ile isyan içerisinde bulunarak, devlete bağlılıklarının sadece şeklen kaldığını söylemiştir. Yusuf Akçura, İslamcılık fikrinde dünyadaki tüm Müslümanların bir araya getirilerek bir İslam birliği oluşturulması fikri ve eylemini sunmuştur[18].

 

Osmanlı yöneticileri, Osmanlı’ya bağlı yerlerdeki ve tüm dünyadaki Müslümanları ırklarına bakmaksızın dinî olarak birleştirirken din ve milletin birliği söylemiyle bir araya getirmeye çalışmıştır. 2. Abdülhamit, hilafeti uygun şekilde kullanarak İslamcılık politikasını uygulamaya çalışmıştır. Fakat bu siyaset gelişmeye yönelik değil sadece siyasi bir ihtiyaç ortaya konulmuştur. Akçura, Müslümanlıkta din ile devletin bir bütün olarak kabul edilmiş olmasını, Kur’an’ın kanun niteliği taşımasını, İslamcılığı kolaylaştırıcı unsurların olmasına karşın, hukukî eşitliğin yok olması ve Müslüman büyük devletlerin bu açıdan hareketle engeller oluşturması İslamcılıktaki zorluk ve engeller olarak belirtmiştir[19].

 

Türkçülük, diğer fikirlere göre daha geç akım haline gelmiştir. Yusuf Akçura, makalesinde Türk birliğinin, Türkçülük siyasetinin kolaylaştırıcı ve zorlaştırıcı etmenlerini sunarak yazmıştır[20]. Bu siyaset üzerinde durmasını üç nedene bağlamaktadır. Büyük milliyetler arasında Türklerin varlıklarını korumuş olmaları, bu milliyetlerin 19. yüzyılın ürünü olması, Osmanlıcılık ve İslamcılığın güçlü siyasi birlik haline getirilemeyeceğinin anlaşılmış olmasıdır. Türkçülük siyasetiyle yol alırken şu adımların takip edilmesi gerektiğini sıralamıştır[21]:

 

Osmanlı Devleti’ndeki Türklerin bağlarının kuvvetlendirilmesi, Türk olmasa da bir dereceye kadar Türkleşmiş Osmanlı topluluklarının Türkleştirilmesi, Osmanlı Devleti’nde bulunan Türklükten etkilenmemiş ve ulusal bilinçten yoksun toplulukların Türkleştirilmesi, Asya’nın ve Avrupa’nın doğusuna yayılmış olan Türklerin birleştirilmesi.

 

Türkçülüğü siyasi bir fikir ve gelişime, bütünleşmeye yönelik olarak bu maddelerle ilk olarak Akçura kaleme almış, devletin bütünlüğünü Türkçülük fikrinde birleşimi için sunmuştur.

 

Sonuç

Osmanlı Devleti’nin son döneminde devletin nasıl kurtarılabileceği sorusu gerek yöneticileri gerekse aydınları bir çözüm yolu aramaya itmiştir. Sunulan fikirler Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük üzerinden ele alınmış olsa da bu son dönemde birleştirici en önemli fikir akımı Türkçülük olmuştur. Bu fikir akımını siyasi nitelikte ortaya koyan ve yazmış olduğu makalesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da etki sağlayan, yol göstericiliğiyle Yusuf Akçura, önemini hiçbir zaman kaybetmeyecek Üç Tarz-ı Siyaset görüşünü esere dönüştürmüştür. Osmanlı Devleti’nde Osmanlılık, İslamcılık, Türkçülük hareketleri ilk kez Yusuf Akçura tarafından sistematik olarak ortaya konulmuştur. Batıcılıkla bağlantılı olarak, bu fikirlerin yönetici ve aydınların iş birliği ile halka sunulması ve yansıtılması gerektiği görüşünü açıklamıştır. Fikirleri anlamlandırmak ve benimsemeyerek birleştirici, bütünleştirici güç olarak niteleyerek devlete yerleşimini sağlamakla ancak ayağa kalkabileceği ve ilerleyebileceği fikri, Mustafa Kemal Atatürk için de Anadolu Türkçülüğünü kurarken yol gösterici olmuştur. Akçura Türkçülük manifestosu olarak adlandırılan makalesiyle üç fikri bir araya toplayarak olumlu ve olumsuz yönleriyle ele almış, millet olmanın bir özelliği olan aynı ülküde buluşma olgusunu o dönemden günümüze dek kalemiyle aktarmıştır.

 

 

KAYNAKÇA

Kitaplar

Akçura, Yusuf, Üç Tarz-ı Siyaset, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1976.

Georgeon, François, Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri-Yusuf Akçura, Yurt Yayınları, Ankara 1986.

Temir, Ahmet, Yusuf Akçura, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1987.

Uçar, Fuat, Üç Tarz-ı Siyaset, Türkçülüğün Manifestosu:Osmanlıcılık-İslamcılık-Türkçülük, Fark Yayınları, Ankara 2008.

 

Makaleler

Akçura, Yusuf, Türk Yılı (1928), s.422.

Akçuraoğlu, Yusuf, “Türkçülük-Türklük Fikri, Türkçülük Cereyânı, Türk Ocakları”, Türk Yılı (1928), ss. 406-407.

Yüce, Nuri, “Akçura, Yusuf”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C.2. (1989), s. 228.


-----------------

[1] Nuri Yüce, “Akçura, Yusuf”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, C.2. (1989), s. 228.

[2] Yüce, a.g.m., s. 228.

[3] Yusuf Akçuraoğlu, “Türkçülük-Türklük Fikri, Türkçülük Cereyânı, Türk Ocakları”, Türk Yılı (1928), ss. 406-407.

[4] Yusuf Akçura, Türk Yılı (1928), s.422.

[5] Fuat Uçar, Üç Tarz-ı Siyaset, Türkçülüğün Manifestosu: Osmanlıcılık-İslamcılık-Türkçülük, Fark Yayınları, Ankara 2008, s.28.

[6] Ahmet Temir, Yusuf Akçura, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1987, s. 40.

[7] François Georgeon, Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri-Yusuf Akçura, Yurt Yayınları, Ankara 1986, s. 53.

[8] Georgeon, age., ss.54-55.

[9] Georgeon, age., s.57.

[10] Georgeon, age., ss. 58-59.

[11] Georgeon, age., ss.104-105.

[12] Temir, age., s.75.

[13] Georgeon, age., s.106.

[14] Georgeon, a.g.e, ss.38-39.

[15] Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1976, s.19.

[16]  Akçura, a.g.e., s.27.

[17] Akçura, a.g.e., ss. 28-30.

[18] Akçura, a.g.e., s.21.

[19] Akçura, a.g.e., ss.31-33.

[20] Akçura, a.g.e., ss.33-34.

[21] Akçura, a.g.e., s.34.