Ermeniler, Tovuz’da Neyin peşinde?

(16.07.2020)
 

 

Ömer Faruk ARLI

 

Ermenistan, işgal altında tuttuğu topraklardan -ki Azerbaycan toprak bütünlüğünün yüzde 20’sini, hattâ dörtte birine tekabül ediyor- daha fazlasına göz dikmiş olmalı ki iç siyasette sıkıştığında ve tıkanmalar yaşadığı zaman ya Türkiye’ye ya da Azerbaycan’a saldırmak sûretiyle bütün dikkati dışarıya veriyor. Amacı ise net: İçinde bulunduğu ekonomik ve siyâsî krizlerin üstünü bölge tansiyonunu yükselterek örtemeye çalışmak…

 

Azerbaycan-Ermenistan sınırında hafta sonu başlayan çatışmalarda, Salı günü 7 Azerbaycan askerinin şehit olduğunu üzülerek öğrendik…

 

Sıcak temas sonrası, başta Türkiye olmak üzere ABD ve Rusya açıklamalarda bulundu. Türkiye, yüzyıllara dayalı dostluk bağı ile açıklamanın dozunu arttırarak sert bir tepkiyle birlikte ikazda da bulundu…

 

Hatırlanacağı üzere, 1918 yılında kurulan kardeş ülke Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, iki yıl sonra Kızıl Ordu tarafından işgal edilmiş, Sovyetler Birliği topraklarına katılmasının üzerinden yaklaşık 71 yıl sonra Sovyetler Birliği’nin dağılması ile yeniden özgürlüğüne kavuşmuştu. Ancak bu sefer de sınır komşusu Ermenistan devreye girerek Dağlık Karabağ bölgesi ile çevresindeki yedi rayonu işgal etmişti…

 

Her iki ülkenin sınır hattı boyunca zaman zaman yaşanan çatışmaların son halkası hafta sonu yaşandı ve aralarında bir generalin de bulunduğu 7 Azerbaycan askeri ile birlikte toplam şehit sayısı 11’e yükseldi.

 

Batı sağa sinyal verip sola dönüyor!

Ermenistan, otuz yıl önce işgal ettiği Güney Kafkasya’da 4 bin 400 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Dağlık Karabağ’da gayrimeşru siyaset anlayışı sürdürmeye devam ederken, siyâsî bir çözüme kavuşturulması için uluslararası inisiyatiflere ise mesafeli duruyor.

 

Çok dillendirilmese de Rusya, dün olduğu gibi bugün de büyük ölçüde Ermenistan tarafını destekliyor. Sadece Rusya değil, Batılı devletler de siyaseten Azerbaycan tarafını destekliyor gibi görünseler de daha çok Ermenistan’ın yanında yer alıyorlar.

 

Görünen tablo karşısında rahatlıkla şöyle bir resim çizebiliriz: Büyük güçlerin himâyesinde devam edegelen bir işgal var!

 

Tüm dünya Kovid-19’la savaşırken, Ermenistan’ın böyle bir saldırı ve provokasyon gerçekleştirmesinin altında yatan cesaret de işte buradan geliyor!

 

Rus ordusunun rektifiye ettiği Ermenistan, işgal altında tuttuğu topraklardan -ki Azerbaycan toprak bütünlüğünün yüzde 20’sini, hattâ dörtte birine tekabül ediyor- daha fazlasına göz dikmiş olmalı ki iç siyasette sıkıştığında ve tıkanmalar yaşadığı zaman ya Türkiye’ye ya da Azerbaycan’a saldırmak sûretiyle bütün dikkati dışarıya veriyor. Amacı ise net: İçinde bulunduğu ekonomik ve siyâsî krizlerin üstünü bölge tansiyonunu yükselterek örtemeye çalışmak…

 

Üstelik tüketim malzemesi olarak araçsallaştırdığı Türkiye’nin Korona günlerinde kendisine insanî vasfıyla yardım elini uzatan ülkelerden biri olduğunu unutarak…

 

Yapılan saldırılar sonrası “savaş” senaryoları yazılırken bir de varsayımlar ortaya çıktı ki bunlardan biri, Ermenistan’da çok sayıda Rus kuvvetinin konuşlandığı, saldırının da bu anlamda bir provokasyon olma ihtimâliydi.

 

Çatışma haberleri gelir gelmez, beklendiği gibi Türkiye tarafı, Azerbaycan’a her zaman olduğu gibi desteğini net bir şekilde açıkladı. Tıpkı 4 yıl önce 15 Temmuz hain işgal girişimi sırasında Azerbaycan’ın verdiği anlamlı destekte olduğu gibi…

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Rus lider Putin ile hafta başındaki görüşmesinde bölgesel cereyan gündemin birinci konusuydu. Meseleye itidâlli yaklaştıkları tahminlerin arasında olmakla birlikte, “Ecdâdın asırlar boyunca yerine getirdiği bu görevi Kafkaslarda neyse yine yerine getirmeye devam edeceğiz. Azerbaycan’a Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum. Hiç şüphesiz bu saldırı, Ermenistan’ın çapını aşan bir hâdisedir. Türkiye, kadim dostluk bağları ve kardeşlik ilişkilerinin bulunduğu Azerbaycan’ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir” şeklinde sert bir tepki gösterdi.

 

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise, çatışmalardan derin endişe duyduklarını belirterek, gerginliğin azaltılmasını talep ettiklerini duyurmakla yetindi.

 

İlk gün meydana gelen Ermenistan saldırılarını püskürten Azerî ordusu, imha edilen Ermeni mevzilerine ait görüntüleri dünya kamuoyuyla paylaşırken, Ermeni kaynaklarınınsa verdikleri ağır kayıplar hakkında herhangi bir bilgi paylaşmamaları dikkat çekti.

 

Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ile belli aralıklarla devam eden çatışmalarla ilgili Azerbaycan halkını sıklıkla bilgilendirmeye devam ederken, haber kirliliğinin de önüne geçti.

 

Hem suçlu, hem güçlü!

Ermenistan Parlamentosu Başkanı Ararat Mirzoyan, Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, AGİT Başkanı Hendrick Dams ve AGİT PA Başkanı George Tsereteli’ye yazdığı mektupta, “Azerbaycan ordusunun kabul edilemez eylemleri, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın desteğini alıyor ve bu durum ek gerilim oluşturmanın yanı sıra bölgesel istikrarı ve güvenliği tehdit ediyor” ifadelerini kullanarak, Türkiye’nin adını suç tahtasına yazma küstahlığı gösterdi.

 

Ermenistan’ın, Azerbaycan sınırında yer alan Tovuz şehrine saldırma nedenini merak edenler için birkaç cümle kaydedelim…

 

Otuz yılı aşkın süredir devam eden ve uluslararası kurum ve ülkelerin çözümsüzlük tercihi, bölgede yükselen tansiyonun düşmesi için elbette yeterli değil. Ermenistan’ın, Azerbaycan topraklarında işgalci olduğunun altını çizerek bu sorun hâlledilmeden bölgede istikrarın yanında kalıcı barıştan söz etmenin mümkün olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

Ermenistan, son saldırılarıyla birlikte ne yazık ki sorumsuzca bir tutum sergiliyor ve bırakın bölgedeki tansiyonun düşmesini, “en üst seviyeye” çekmeyi hedefleyen taraf konumunda. Saldırılara devam etmesi hâlinde bölgede onarılması zor ve ağır sonuçlara da sebebiyet vereceği aşikâr.

 

Azerbaycan’ın Sumqayıt şehrinde yaşayan Azerbaycanlı dostlarımızla yaptığımız görüşmelerde, saldırının insansız hava aracıyla gerçekleştiğini, Tümgeneral Haşimov Polad’ın Azerbaycan Devleti ve Aliyev için önemli bir figür olduğunu, kendi toprakları için her türlü bedeli ödemeye hazır olduklarını, hattâ halkın büyük bir bölümün savaş olasılığını dillendirdiklerini, cadde ve sokaklarda Azerbaycan bayraklarıyla orduya destek veren coşkulu kalabalıkların olduğunu ve Ermenistan’ı susturacak güce sahip olduklarını ifade ettiler.

 

Onları endişelendiren tek şey, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ı bölgede kontrol altına tutmayı hedefleyen Rusya’nın, Ermenistan’a verdiği gizli ve açık desteğin yanında “din kardeşliğini” öne süren İran’ın Ermenistan’ın yanında yer almasından duydukları şaşkınlık!

 

Azerbaycan’ın Ermenistan ile sınır komşusu olan Tovuz şehrinin, bölgenin kadim yerleşim yerlerinden biri olduğunu, Gürcistan-Kars-Azerbaycan tren yolu hattının da yine bu bölgede yer aldığını ve en büyük gelir kaynağının ise askerî üslerde yerleşik durumdaki askerler olduğunu unutmamak gerek.

 

Şehitlerini bağrına basan Azerbaycanlılara en büyük moral, Güvenlik Konseyi toplantısında konuşan Aliyev’den geldi:

 

“Ermenistan’ın tüm çabaları iflâs etti, Azerbaycan kendi sınırını korudu ve Ermeni askerleri Azerbaycan topraklarına bir santimetre bile geçemedi.”

 

Bölgedeki tansiyonun düşmesi için çaba sarf edecek olan Türkiye, yaşanan askerî hareketliliği yakından takip ediyor.

 

Azerbaycanlı kardeşlerimize başsağlığı diliyor, şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.