1400 Yılında İran’ı Bekleyenler

(16.01.2021)
 

 

 

Dr. Yeşim DEMİR

ANKA Enstitüsü Danışma Kurulu Üyesi

 

1399 yılını zorlu geçiren ve 21 Mart 2021'de 1400 yılına girecek olan İran'da değişim yılı olacağı beklentisi söz konusudur. Dini liderin olası ölümü durumunda yeni Velayet-i Fakih seçimi, cumhurbaşkanlığı seçimi, ABD Başkanı Joe Biden’in göreve gelmesi ile İran politikasının olumlu olacağı beklentisi, İran Meclisine tasarı olarak sunulan Sistan ve Belucistan Eyaletinin ikiye ayrılması gibi konular acaba İran’da gerçekten değişime sebep olur mu sorusu aslında dünya genelinde merak edilen bir durumdur.

 

İran dini lideri Ayetullah Hamaney'in öldüğü iddiaları

Dini liderin hastalandığı hatta öldüğü iddiaları dünya kamuoyunda önemli yer tutmaktadır. Dini liderin, yetkilerini oğlu Mojtaba Hamaney'e devrettiği haberleri ölüm iddialarını güçlendirmiştir. Dini liderin yetki devri yaptığı iddiaları acaba yerine oğlu mu geçecek sorularını da gündeme getirmiştir. Ancak Mojtaba Hamaney uzun yıllardır dini liderin özel işleri ve aile işleri ile ilgilenmektedir. Bununla birlikte, dini liderlik babadan oğula geçmemekte, Uzmanlar Meclisi tarafından belirlenmektedir.

 

Dini lider olabilme şartları

Dini lider Ali Hamaney'den sonra dini lider olma ihtimali üzerinde durulan bazı isimler ortaya atılmıştır. Bunlar arasında oğlu Mojtaba Hamaney, şu an yargının başında bulunan İbrahim Reisi ve 1979'dan bugüne yargı sisteminin 5. başkanı Sadık Laricani yer almaktadır. Başka aday olup olmadığı ilerleyen süreçte ortaya çıkacaktır. Adı geçen adayların şansı ne kadardır bilinmez ancak dini liderlik için bazı şartları taşımaları gerekmektedir. Öncelikle adayların Ayaetullah olması gerekmektedir. Bu şartlar altında Mojtaba Hamaney'in olamayacağı kesinlik kazanmaktadır. Seçilecek olursa da iç politikada olumsuz gelişmeler yaşanabilir. Aynı zamanda belirtmekte fayda var; Hamaney, dini lider seçilmeden önce İran'ın cumhurbaşkanı olup Ayetullah unvanına da sahip değildi. Hatta Humeyni'nin ölümünden önce halefinin kim olacağı tartışmaları yapıldığı sırada da adı geçmemiştir. İlk defa Uzmanlar Meclisi tarafından Ayetullah unvanı verilen kişi olmuştur.

 

Geçmişteki gelişmelerden yola çıkıldığında hem siyasetle hem de din ile ilişkili olan Reisi ile Laricani'nin Ayetullah olması dini lider adayı olmalarını kolaylaştırmaktadır. Yine de Reisi en güçlü aday olarak görülmektedir. Çünkü Meşhet'te bulunan İmam Rıza Türbesi'nin bağlı olduğu Rezevi Vakfı'nın yöneticisi olduğundan önemli bir kaynağı yönetmektedir. Görüldüğü üzere, ekonomi, siyaset ve din ile iç içe bir konumda olması Reisi'yi güçlü kılmaktadır.

 

İktidar- muhalefet anlaşmazlığı

Uzun yıllardır devam eden iktidar (Reformistler) ile muhalefet (Muhafazakârlar) arasındaki anlaşmazlık, Şubat ayında yapılan parlamento seçiminin ardından yaşanan olaylarla daha da artmıştır. Bu anlaşmazlık iç politikada olduğu kadar dış politikada da kendini göstermektedir. İran nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’nin suikastına tepki olarak muhafazakârların ağırlıkta olduğu meclisten geçirilen BM denetimini reddeden ve uranyumun zenginleştirilmesi ile ilgili onaylanan yasanın diplomatik ilişkilere vereceği zarar nedeniyle Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından veto edilmesi, iktidar ile muhalefet arasında geleceğe dönük fikir ayrılıklarının da göstergesidir. Buna karşın, gerek reformistler gerekse muhafazakârlar anlaşmazlıklarına rağmen rejime zarar verici tüm politikalar (veya eylemler) karşısında ortak tutum sergilemektedirler.

 

Joe Biden'in göreve gelmesiyle birlikte İran-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem umudu

​Joe Biden'in ABD başkanı seçilmesinden umutlu olan İran İslam Cumhuriyeti'nin, geleceği ile ilgili beklentiler içinde olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD'de başkanlık seçimlerini kazanan Biden'e nükleer anlaşmaya dönmesi çağrısında bulundu. Donald Trump'ın İran ile ilgili baskıcı politikasını eleştiren Biden’in uluslararası kurumlara ve hukukun üstünlüğüne daha çok saygı duyduğu görülmektedir. Dolayısıyla Biden, temel konularda köklü değişimlere gidecek kararlar yerine konjonktürel gelişmeler doğrultusunda kararlar alarak İran'ı da bu sisteme yeniden dâhil etmek isteyecektir.

 

Kasım ayında İran’da ve dünyada önemli yansımalara neden olan Fahrizade suikastının ardından İran parlamentosu ülkenin nükleer tesislerindeki BM denetimlerinin durdurulmasını ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin artırılarak yüzde 20’ye çıkarılmasını öngören bir yasayı kabul etti. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Ruhani tarafından yasa veto edilmiş olsa da bu durumun, önümüzdeki dönemde İran’ın nükleer anlaşmaya dönülmesi beklentisini ve ABD ile ilişkileri olumsuz yönde etkilemesi ihtimaller arasındadır.

 

İran tarafında ambargoların kaldırılması konusunda da beklentiler söz konusudur. Biden'in yaptırımların kaldırılması yönünde ılımlı olduğu başkan seçilmeden önceki tavırlarından da anlaşılmaktadır. Ancak yaptırımların bir anda kaldırılacağını beklemek çok doğru değildir. Çünkü ABD tarafında 1979’dan beri İran'a yaptırım uygulanmaktadır. Yani ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar belli bir sistem dâhilindedir.

 

Ayrılıkçı hareketler ve Sistan-Belucistan sorunu

Etnik çeşitliğe sahip İran’da geçmişten beri birçok etnik unsur arasında ayrılıkçı eylemler devam etmektedir. Ahvaz bölgesindeki Araplar, Kürtler, Güney Azerbaycan'daki Türklük hareketi ve Sistan-Belucistan eyaletinde yaşanan gelişmeler İran'ın yumuşak karnı olarak değerlendirilmektedir.

 

İran, ülke için tehdit oluşturacak eylemlere fırsat vermemeye çaba göstermektedir. Son zamanlarda rejime muhalif isimlere yönelik operasyonlarını artırdığı görülmektedir. Aralık ayında da, İsveç'te yaşayan İranlı muhalif Habib Chaab, bir operasyonla yakalanarak İran'a götürüldü. Ahvaz'ın Kurtuluşu İçin Arap Mücadelesi Hareketi'nin (ASMLA) İsveç'teki kolunu yöneten Chaab, 2018’de Ahvaz'da 25 kişinin ölümüne yol açan askeri geçit törenine yapılan saldırının sorumlusu olarak görülmekteydi. Bundan da anlaşılacağı üzere etnik ve mezhebi hareketlere yönelik hassasiyet gösteren İran, ayrılıkçı hareketlere karşı önlemlerini almaya devam etmektedir.

 

Son günlerdeki önemli gündem maddelerinden birisi de Pakistan ve Afganistan ile sınır komşusu olan, Şii-Sünni nüfusun bir arada yaşadığı ve önemli jeopolitik olayların gerçekleştiği Sistan-Belucistan Eyaleti ile ilgilidir. Eyalet içindeki Sistan bölgesi koyu Şii inancına sahip ve kendilerini ari ırkından saymakta iken Beluc bölgesi, 3 milyona yakın Sünni inancına sahip halktan oluşmaktadır. Aşiretlerin hâkim olduğu bu bölge, ülkenin en az gelişmiş ve yüksek işsizlik oranlarına sahip yoksul bölgelerinden birisidir. Etnik ve politik özerklikleri bulunmayan Belucların’ın hayali, Pakistan’daki Beluc Bölgesi ile birleşerek bağımsız Belucistan’ı kurmaktır. Bu yönde atılan önemli bir adım, Sistan ve Belucistan Eyaleti'nin ikiye ayrılması ile ilgili tasarının meclise sunulmasıdır.[1] İran'ın parçalanması yönünde atılmış bir tohum olarak değerlendirilen bu konu gündemde olsa da meclisin birçok sorun üzerinde durması nedeniyle öncelik verilip verilmeyeceği net değildir

 

Ekonomik ve siyasi gelişmeler halkın güvenini sarsmıştır

ABD’nin 2018’de Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından İran’a uygulanan ağır yaptırımlar, akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle düzenlenen protesto eylemleri, General Kasım Süleymani suikastı, Ukrayna Hava Yollarına ait yolcu uçağının düşürülmesi, iktidarda olan reformistlerin ülkeyi ekonomik darboğazdan kurtarma vaatlerini gerçekleştirememeleri ve siyasi hataları, halkın hayal kırıklığı yaşamasına yol açmıştır. Yolsuzluklar, ekonomik sıkıntılar gibi nedenlerden dolayı halkın giderek artan öfkesi Ruhani'nin reformcu hükümetine yönelirken muhafazakârların da elini güçlendirmiştir. Diğer taraftan da COVİD-19 salgın sürecinde devletin şeffaf tavırlardan uzak olmasını eleştiren İran halkı ile devlet arasında hâlihazırda yaşanan güven sorunu iyice belirgin hale gelmiştir.

 

Sonuç

Her yeni bir yıl umutları da beraberinde getirmektedir. Devletler için de aynı durum söz konusudur. İran özelinde bakıldığında gerek iç politika gerekse dış politikada yaşanan gelişmeler doğrultusunda yeni yılda önemli gelişmelerin yaşanacağı öngörülmektedir.

 

 

[1]روبروست؟,, Dr. Kambiz Moshtagh Gohari بذرهای تفرقه؛ تقسیم استان سیستان‌و‌بلوچستان با چه مخاطراتی http://sunnionline.us/farsi/2020/12/21000