Rus Muhalefeti, Navalnıy ve Kırım

(19.01.2021)
 

 

Prof. Dr. Sezai ÖZÇELİK

Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi

 

Aleksey Navalni (Aleksey Navalnıy) ismini sık sık duymuşsunuzdur. Noviçok adlı 1971-73 yılları arasında Sovyetler zamanında geliştirilen sinir gazı ile zehirlenen Navalni, beş ay Berlin’de bir hastanede tedavi gördükten sonra Moskova’ya geri döndü. Havaalanına iner inmez gözaltına alınan Navalni, mahkemeye çıkarıldıktan sonra tutuklandı. Almanya ve Amerika başta olmak üzere Batılı devletler derhal blog yazarı olarak milyonlarca takipçisi olan Rus muhalif liderin serbest bırakılmasını talep ettiler. Rus muhalif olarak temelde Rusya’daki rüşvet, kara para, kirli para, oligarklar ve yolsuzluk ile mücadele eden 46 yaşındaki Rus muhalif liderin Kırım başta olmak üzere diğer konularda ne düşündüğünü burada açıklamak yerinde olacaktır. Yolsuzluk karşıtı söylemi olan Navalni’nin Rus ulta-milliyetçi toplantı ve mitinglerde konuşma yaptığı biliniyor.

 

KIRIM’DAKİ RUS İŞGALİNİN SON BULMASINA KARŞI ÇIKIYOR!

Kendini liberal olarak göstermesine karşın Rus muhalifetin son dönemde parlayan yıldızı olan Navalni, 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından işgalinden sonra verdiği bir röportaj ilgi çekici. Birçok liberal yol arkadaşının aksine Navalni, Kırım yarımadasının Ukrayna’ya geri verilmesine karşı çıkıyor. O dönemde birçok Rus tarafından tekrarlanan milliyetçi sloganı savunuyor: “Kırım Bizimdir”. Kendisi gibi Rus muhalif olan Mikhail Khodorkosvky’ye ait vakıf tarafından finanse edilen Interpreter sitesinde biraz topu taca atarak şunu söylemişti: “Kırım toprağı, Kırım’da yaşayan insanlara aittir.”

 

Bu kaçamak cevaptan sonra doğrudan Kırım hakkında sorulan soruya “Kırım elbette de facto şimdi Rusya’ya aittir” demiştir. Ekho Moskvy radyo istasyonu editörüne verdiği röportajın devamında, “Kendimizi kandırmayalım. Ukrainlere de kendilerini kandırmamalarını tavsiye ediyorum. Gelecekte Kırım, Rusya’nın bir parçası olarak kalacak ve öngörülebilir gelecekte de asla Ukrayna’nın bir parçası olamayacak.” 2014 yılında yapılan Moskova belediye seçimlerinde yakın ara ikinci olan Navalni, Rusya Başkanı olması halinde Kırım’ı Ukrayna’ya geri verip vermeyeceği sorulduğunda “Kırım, domuz sandviçi gibi alıp geri verilecek herhangi bir şey midir” şeklinde cevabını bilinen retorik soruyla karşılık vermiştir. Cevap olarak “Hayır, sanmıyorum” diyerek Garry Kasparov gibi ünlü isimler tarafından Twitter’da eleştirilmiştir. Röportajın devamında 2014 Kırım’ın işgalinden sonra yapılan referandumun sadece adil olmadığını eleştirmiş ve Rus askerlerinin gölgesinde acele ile yapılan referandum yerine normal süreçte referandumun yapılması halinde Kırım halkının kararına saygı duyulması gerektiğini söylemiştir.

 

Navalni’nin daha çok iç politikaya özellikle yolsuzluk karşıtı söyleme odaklandığı söylenebilir. Dış politika alanında Navalni’nin Putin’den farklı bir yol izleyip izlemeyeceği konusunda gözlemciler İran, Kuzey Kore, Suriye gibi parya devletler yerine Batı’ya daha yakın olacağı konusunda hemfikir durumdadır. Rus dış politikasının temeli olan çok vektörlü dış politikayı uygulamaya devam edeceği ve temelde şu soruya cevap arayacağı düşünülebilir:

 

“Rus dış politika kararları sonucunda Rus halkı, daha fazla refah ve zenginliğe kavuşacak mıdır?”

 

Venezuela’da Maduro’nun ya da Suriye’de Esad rejiminin desteklenmesine karşıtlığı daha çok Rusya’nın parasının dış politika maceralarında boşuna harcanması olarak tarif edilebilir.

 

RUS MUHALİF LİDER NAVALNİ NEDEN HEDEFTE?

Bu bağlamda Navalni, Rusya’nın “yakın çevre doktininden” farklı bir dış politika izlemesi beklenmemelidir. Kırım’ın işgalinin uluslararası hukukun ihlali olarak görmekten öte bir muhalif söylemi olmamıştır. Seçim vaatleri arasında sadece Kırım’da daha adil bir referandum yapılması sözünü vermiştir. Doğu Ukrayna Savaşı’nı ise sadece pahalı bir macera olarak görmekten öteye geçememiştir. 2014’te Kırım’ın işgaline ses çıkarmayan Navalni, yakın çevre doktrininin sahada en mükemmel uygulaması olan 2008 Gürcü-Rus Savaşı’nda Abhazya ve Güney Osetya’nın askeri olarak desteklenmesi ve hatta tanınmasını savunmuştur. Gürcistan’a ambargo uygulanması, sınırların kapatılması ve ilişkilerin kesilmesi yanında Rusya’da yaşayan Gürcüleri kemirgenler (grizuni) olarak tanımlayacak kadar ultra-milliyetçi söylem kullanarak ülkeden kovulmasını bile dile getirmiştir. Kremlin’in bile tanıma konusunda çekimser kaldığı Moldova’daki Transdinyester çatışmasında PMR yani Transdinyester Moldova Cumhuriyeti’nin tanınması istemiştir.

 

NAVALNİ VE BATI TOPLUMU

Sovyet sonrası komşuları ile ilişkilerinde Rusya’nın bu eski cumhuriyetlerin iç işlerine karışma hakkı olduğu iddia etmiştir. Avrasya Ekonomik Birliğinin genişletilmesi ve Rusya’nın merkezde olduğu bölgesel ticari ağların geliştirilmesini savunmuştur. Bu cumhuriyetler üzerinde Rusya’nın yumuşak gücünü kullanabileceğini belirtmiştir. Kremlin sözcüsünden farklı olmayan bu söylemleri dışında Navalni’nin tek farkı, Sovyet sonrası cumhuriyetlere demokratik politik sistemi, insan hakları, ekonomik açıklık ve serbest pazarı ihraç etme sözü vermesidir.

 

Şu anda Batı için Navalni Kremlin’de koltuğa oturması istenen kişinin özelliklerine; yani yolsuzluk karşıtı, oligark karşıtı, seçim hilesi karşıtı ve Putin karşıtı sahip olabilir. Batı medyasında hapiste yatan, sokakta dövülen ve en son olarak zehirlenen Navalni’yi daha önce öldürülen, sürgün edilen ya da zehirlenen diğer Rus muhalifler ile eş değer görebilir. Fakat Putin’in korkulu rüyası olarak lanse edilen blogger muhalifin Batı’nın en iyi dostu olacağını düşünmemek gerekir. Yale Üniversitesi’nde eğitim alması onun içindeki Rus ayısını öldürdüğünü sonucu vermez. Navalni kendini demokratik milliyetçi olarak tanımlamaktadır. Kırım’ın Rusya tarafından işgaline moral ve etik nedenlerle karşı değildir. Onun için sadece Rus halkına finansal anlamda pahalı mal olan, Putin’in kişisel gücünü arttırmaya yönelik bir dış politika macerasıdır. Sonuç olarak, Putin’in başkanlık koltuğunda olmadığı yeni bir güne uyansak bile Rusya’da iktidara gelecek olanların da başta Kırım olmak üzere Ukrayna ve diğer eski Sovyet etki alanı içindeki ülkelere karşı farklı bir dış politika izleyebileceğini düşünmek saflık olacaktır.

 

NAVALNIY’A NE OLDU?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli rakibi olarak kabul edilen Navalnıy, 20 Ağustos 2020 tarihinde Tomsk şehrinden Moskova’ya yolculuk yaptığı sırada uçakta fenalaşmıştı. Sibirya’dan Moskova’ya dönüşü sırasında uçakta rahatsızlanan 44 yaşındaki Rus muhalif lider Aleksey Navalnıy’ın çayına karıştırılan bir maddeyle zehirlendiği iddia edilmişti. Muhalif lideri taşıyan uçak Omsk’a acil iniş yaptıktan sonra Navalnıy bilinci kapalı bir şekilde ambulansla alınarak hastaneye kaldırıldı. Muhalefet, Aleksey Navalnıy’ın Kremlin tarafından zehirlendiği kanaatinde.

 

Navalnıy, ailesinin ve yakınlarının talebi sonrası 22 Ağustos 2020 tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’e götürüldü.

 

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Navalnıy’ın zehirlenerek susturulmaya çalışıldığını ifade etti. NATO ve Avrupa Birliği (AB), Rusya’dan Navalnıy’ın zehirlenmesi ile ilgili ayrıntılı bir soruşturma yürütmeye talep ederken, Rusya Navalnıy’ın zehirlenmesiyle ilgili suçlamaları reddetti.

 

Alman hükumeti, Berlin’de tedavisi devam eden Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın kesinlikle zehirlendiğini açıkladı. Hükumet Sözcüsü Steffen Seibert, 2 Eylül 2020 tarihinde sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Navalnıy’ın Noviçok grubuna ait bir maddeyle zehirlendiği gösteren tartışmasız kanıtlara ulaşıldığını belirtti.

Zehirlenme olayını Navalnıy’a yapılan bir saldırı olarak nitelendiren Seibert, Alman hükumetinin bunu sert bir şekilde kınadığını kaydetti.

 

Daha sonra, Fransa ve İsveç’ten iki uluslararası laboratuvar, Navalnıy’ın Noviçok klasmanındaki kimyasal bir maddeyle zehirlendiğini doğruladı. Navalnıy, 22 Eylül’de tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildi.

 

Ülkedeki yolsuzluklara karşı verdiği mücadeleyle bilinen eski avukat Navalnıy, Kremlin önünde düzenlediği protestolarla tanınıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sık sık cezaevine giren Aleksey Navalnıy’y 2012-2014 yıllarında cezaevinde kalırken, Moskova’yı insan hakları ihlalinden suçlu bulmuştu. Mahkeme Navalnıy’ın politik saiklerle içeride tutulduğuna hükmetmişti.

 

NAVALNIY YENİDEN GÖZALTINDA

Geçen Ağustos ayında şüpheli bir şekilde zehirlenerek aylarca komada kalan Rus muhalif lider Aleksey Navalnıy, tedavi gördüğü Almanya’nın başkenti Berlin’den Moskova’ya döndü. Rus lideri taşıyan uçak dün gece saatlerinde Moskova’daki Şeremetyevo Havalimanı’na inerken; beraberindeki gazetecilerle birlikte pasaport kontrolünden geçen Navalnıy, kontrol esnasında polislerce gözaltına alındı.

 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Almanya’dan dönüşünde Moskova’da gözaltına alınan Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın derhal serbest bırakılması için Rusya’ya çağrıda bulundu. Ayrıca, Almanya’dan yetkililer de Navalnıy’ın serbest bırakılması için Rusya’ya çağrı yaptı. AB Konseyi Başkanı Charles Michel de sosyal medyadaki paylaşımında, Aleksey Navalnıy’ın gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.