Azerbaycan Dünyaya Örnek Oluyor

(04.05.2021)
 

 

Oktay Hacımusalı

Bakü Uluslararası Çokkültürlülük Merkezi

Türkiye Temsilcisi

 

Hoşgörülü bir toplumda, çokkültürlülük her zaman kültürlerin karşılıklı zenginleşmesine, insanların gelecekteki kültürel birliği için bir kültürün diğerine entegrasyon süreciyle ilişkilendirilen, insanları birleştiren bir kültürün oluşumuna yol açmaktadır. Dünyada farklı çokkültürlülük modellerinin olduğunu asla unutulmamalıyız. Ülkemizdeki çokkültürlülük geleneği, kültürel çoğulculuğun gelişmesi için koşullar yaratmakta, bu da Azerbaycan'daki çokkültürlülük politikasının dünyaya bir örnek olduğunu söylemek için sebep vermektedir. Bugün gururla söyleyebiliriz ki Azerbaycan çokkültürlülüğün değerlerini dünyada tanıtmak için çeşitli projeler uygulayan bir ülke. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Azerbaycan'daki çok kültürlü değerleri ve dini hoşgörüyü defalarca övmesi ve bunu ülkemizin kalkınmasında önemli bir faktör olarak nitelendirmesi tesadüf değildir: “Bugün siyasetçiler, sivil insiyatif ve medya çokkültürlülük konusunda çok çelişkili görüşler dile getiriyor. Bu nedenle, bu konuya ortak bir yaklaşım olması gerektiğini ve çelişkili bir görüş olamayacağını düşünüyorum. Azerbaycan'ın bu alandaki tecrübesinin hem övgüye değer hem de güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum. Günlük yaşamda çokkültürlülüğün meyvelerini görüyoruz, bugün Azerbaycan'da istikrar, sivil dayanışma, milli dayanışmanın temeli bu değerlere dayanmaktadır.’’

 

Bugün Azerbaycan'da yaşayan tüm dini ve milli kimliklerin taşıyıcıları, ülkenin kamusal ve sosyal yaşamında tartışmasız aktif bir şekilde yer alıyorlar. Vatan savaşının patlak verdiği 2020 yılının asıl tarihi olayı haline gelen işgal altındaki topraklarımızın özgürleştirilmesi milli birlik ve dayanışmanın gücünü bir kez daha gösterdi. Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin Ermenilerin Ermenistan-Azerbaycan devlet sınırının Tovuz bölgesi yönünde gerçekleştirdiği askeri provokasyonlarını başarıyla engellediği 2020 yılnın yazında, Azerbaycan diasporasının temsilcileri, ülkemize desteklerini göstermek için yurtdışında çeşitli eylemler düzenledi. Böylelikle yaşadıkları ülkelerin Azerbaycan davasına destek olmasında da kilit rol oynadılar. Diaspora üyelerimizin sergilediği milli birlik, yıllardır propaganda edilen "Ermeni lobisinin gücü" mitini de paramparça etti. Elbette vatandaşlarımızın sınırlarımızın ötesinde gösterdiği bu birlik, ideolojik birliğimizin başarısıdır. Ayrıca ülkede yaşayan tüm vatandaşlarımız aynı gurur, cesaret ve kahramanlıkla Vatan savaşına katıldılar. Şükür ki, halkımızın yürüttüğü hakikat savaşı zaferle sonuçlandı ve topraklarımız özgürlüğüne kavuştu. Zafer sonrasında gelinen bu nokta da her Azerbaycan vatandaşı milli birliğimizi korumak için elinden geleni yapıyor.

 

Bir noktaya dikkat etmeliyiz: Azerbaycan'ın Büyük Vatan Savaşı'ndan önce izlediği politika, bu başarılı bir arada yaşama modelinin temelini oluşturdu. Bu, Azerbaycan'ın çokkültürlülük ve hoşgörü gibi insani değerlere karşı tutumu ve uluslararası girişimlere pratik katılımı ile doğrulanmaktadır. Örneğin, Cumhurbaşkanı I Yardımcısı Haydar Aliyev Vakfı Başkanı Mehriban Aliyeva'nın girişimi ve azmi neticesinde, tarih boyunca medeniyetlerin ve kültürlerin kavşağında yer alan ülkemiz, Doğu ve Batı arasında bir köprü rolü oynamıştır. Vakfın tüm dinlere özel ilgisi, Fransa'daki Louvre Müzesi'nde İslam kültürüne ait bölümün kurulması, İtalya'daki yer altı mezarlarının restorasyonu, Yahudi çocuklar için eğitim fırsatlarının yaratılması, Strazburg'daki kiliselerin onarımı Azerbaycan'ın dünya toplumuna büyük katkısı olarak değerlendirilmektedir. Yıllardır bize çifte standart uygulayanlar bile Azerbaycan'ın bu yönde izlediği politikayı asla inkar edemezler. Çünkü sadece Doğu ile Batı arasında coğrafi bir köprü değil, aynı zamanda bir kültür köprüsü olan Azerbaycan, yüzyıllardır dinlerin, kültürlerin ve medeniyetlerin bir araya geldiği bir yer olmuştur. Yüzyıllar boyunca farklı din ve kültürlerden insanlar bu ülkede barış ve huzur içinde yaşadılar. Bu gizemli topraklarda dini hoşgörü ve çokkültürlülüğe dayanan bir ortam her zaman var oldu. Azerbaycan'ımızın en büyük zenginliği budur.

 

 

Konuyla alakalı EkoAvrasya’ya konuşan Bakü Uluslararası Çokkültürlülük Merkezi İcra Direktörü Ravan Hasanov, her zaman diğer milletlerden ve devletlerden daha hoşgörülü olduğumuzu söyledi. Ona göre hoşgörülü olmasaydık, yaşadığımız coğrafyada yaşayan farklı din ve etnik grupların temsilcilerini uzun süre asimile ederdik ve diğer dinlerin faaliyetlerine asla izin vermezdik. Hasanov, bağımsız bir Azerbaycan devleti kurma sürecinde ve sonraki dönemlerde ülkemizin çok kültürlü çeşitliliğinin dikkate alındığını, ülkemizin bu alanda yeni bir konsept geliştirdiğini vurguladı: ‘‘Ülkemizin nüfusunun yüzde 90'ının Müslüman olduğunu biliyoruz, ancak Müslüman cemaatle birlikte Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer dini cemaatler burada hiçbir ayrım yapılmadan faaliyet gösteriyor. Ülkemizde Kafkasya Albanyası’nın halefi sayılan Alban Udi Kilisesi de dahil olmak üzere birçok kilise ve sinagog bulunmaktadır. Ayrıca, şanlı Azerbaycan ordusunun zaferinden kurtulan topraklarımızda bulunan eski Alban kiliseleri, tapınakları ve manastırlarının Kafkasya Alban Udi Hristiyan Cemaati’ne teslim edildiğini ve bu kararın ardından kiliselerde ayin ve törenlerini gerçekleştireceklerini de belirtmeliyim. Kafkasya Alban Udi Hristiyan Cemaati şimdiye kadar Hudavenk, Ağoğlan ve Tuğ köylerinde bulunan ibadet yerlerinde halihazırda bazı ibadet eylemlerini gerçekleştirdi. Ancak Ermeni vandalları ne yazık ki, Alban kiliselerine bile acımadılar, işgal ettikleri tüm topraklardaki maddi ve kültürel anıtları yok ettikleri gibi, onların da anıtlarını ya tahrip ettiler, ya da kendilerine mal etmeğe kalktılar. Devlet başkanı kurtarılmış bölgelerimizin eski haline getirmek için çoktan talimat verdi. İşgalden kurtarılmış Alban Hıristiyan tapınaklarının eski görünümlerine kavuşturulacağından ve Hıristiyan kardeşlerimizin orada huzur içinde ibadet edeceklerinden eminiz."

 

 

Konuyla alakalı görüşlerini aldığımız diğer dinadamı Bakü Dağ Yahudileri Cemaati Başkanı Milikh Yevdayev Azerbaycan’da yaşayan Yahudilerin uzun yıllardır bu topraklarda yaşadığını, onları yerli halktan ayırmanın imkansız olduğunu söyledi. Yevdayev dünyanın neresinde yaşasalar bile, Azerbaycan’ı kendilerine Vatan olarak gördüklerini vurguladı. Ona göre, Azerbaycan’da onların milli manevi değerlerini yaşatmak için tüm olanaklar sağlanmış durumda: ‘‘Azerbaycan'daki Yahudi sayısı yaklaşık 30.000 kişidir. Eğer bir anne Yahudi ise çocuk ta Yahudi'dir. Azerbaycan'ın her bölgesinde Yahudiler yaşıyor. Guba, Şirvan ve Oğuz'da daha çok var. İki dili birlikte öğreniyoruz. Bölgedeki Yahudiler ağırlıklı olarak Azerbaycan Türkçesi’nde eğitim görüyor. Konuşulan diliyse evde öğreniyorlar. Bakü'de iki Rusça eğitim veren Yahudi orta öğretim okulu var. Bu okullar Azerbaycan'da onaylanan programlara göre eğitim veriyor. Yahudiler 2.000 yıldan fazla bir süredir dünyaya yayıldılar, ancak milli ve manevi değerlerini ve dillerini kaybetmediler. Özellikle Azerbaycan'da kültürlerimizin, değerlerimizin korunması için verimli koşullar var. Cemaatimizin sinagogu, Sayın Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev'in emriyle inşa edilmiş ve Mart 2011'den beri faaliyet göstermektedir. Müslüman bir devlette, Cumhurbaşkanı’nın emri doğruıltusunda bir sinagogun inşası dünyada emsalsizdir. Devlet ayrıca her yıl tüm dini topluluklara mali yardım sağlamaktadır.’’

 

 

Yüzyıllardır Azerbaycan'da yaşadıklarını söyleyen Yevdayev Karabağ Savaşlarında şehit verdiklerini ve ülkenin Ulusal kahramanların arasında Yahudilerin olduğunu da anlatıyor. Azerbaycan Anayasasında yer alan tüm hakları ülke vatandaşı olarak tam olarak kullanabildiklerini söyleyen Dini Cemaat’in lideri Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, her vatandaşın Cumhurbaşkanı olduğunu vurguluyor: ‘‘Bunun pratikte tam olarak uygulandığına şahit oluyoruz. Cumhurbaşkanımızı da her alanda destekliyoruz, onun iç ve dış politikasını seviyoruz. Bazı Müslüman ülkelerde insanlar kurşun yağmuru altında yaşıyor. Ama bugün Azerbaycan'da barış içinde yaşıyoruz. Bu barışı sağlayan da Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Ulusal lider Haydar Aliyev de her defasında "Yahudiler Azerbaycan'da tam bir barış içinde yaşayabilirler" diyordu. Yahudiler başka ülkelere gitmelerine rağmen Azerbaycan ile bağlarını kesmiyorlar ve biz Azerbaycanlı olduğumuzu inkar etmiyoruz. Azerbaycan ile gurur duyuyoruz.’’