Özbekistan’da Büyük Reformlar ve Parlak Gelecek

(03.11.2021)
 

 

Prof. Dr. Yücel Oğurlu

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü

 

Özbekistan’da gerçekleşen seçim sonucunda Şevket Mirziyoyev’in yüzde 80,1 oranında oy alması bölgeyi yalnızca gazete ve televizyon haberlerinden tanıyanların zihinlerinde soru işaretlerine sebep olsa da Özbekistan’da son beş yılda yaşanan dönüşümü takip edenler için hiç de şaşırtıcı değildi. Yaklaşık 30 yıl boyunca dışa açılamayan dolayısıyla sosyal ve ekonomik açıdan sağlıksız bir süreç atlatan Özbekistan, Mirziyoyev liderliğinde, son beş yıldır tamamen dışarıya açık ve yeniden yapılanmaya yönelik bir strateji izliyor.

 

Özbekistan’da geçtiğimiz hafta sonu yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçimin bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütülmesinden sorumlu olan Yüksek Seçim Kurulu’nun daveti üzerine Özbekistan’a giderek, uluslararası gözlemci sıfatıyla görev aldım. Ülkede yaşanan ciddi ve derin dönüşümün sosyal, kültürel, iktisadi ve siyaset alanındaki etkilerini görmemek ve hayran kalmamak mümkün değil.

 

Bundan altı yıl kadar önce Dünya Bülteni’nde “Özbekistan’ın uzun kışı ne zaman bitecek” başlıklı bir yazı dizisi kaleme almış; ülkenin siyasi kültürel ve ekonomik anlamda nasıl bir kapalı kutu olarak tutulduğunu ve açılım sağlayamadığını, bölgenin güçlü bir tarihi mirasa ve devlet geleneğine sahip, kültürel ve sosyal birikimi tarih boyunca çok yüksek olan Özbek halkının antidemokratik bir şekilde nasıl bir baskıya maruz kaldığını ifade etmeye çalışmıştım. Daha sonra hükümet değişikliği sonucunda başa gelen yeni Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev’in ilk cumhurbaşkanlığı döneminin bitmesinden yaklaşık bir ay kadar önce kaleme aldığım yazıda ise Özbekistan’ın neler yapması gerektiğini anlatmaya gayret etmiştim.

 

Özbekistan üzerinde durduğu tarihi kültürel miras, coğrafi konumu, stratejik önemi, yer altı ve yer üstü zenginlikleri hem de 35 milyonluk nüfusu ile bölgenin en önemli aktörü olmaya aday ülke, komşu ülkelerde bulunan Özbek nüfusuyla toplam 53 milyona ulaşıyor ve bu da Özbekistan’ın önemini daha da artırıyor.

 

SEÇİM SÜRECİ MUNTAZAMAN YÜRÜTÜLDÜ

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki bütün kıtalardan uluslararası gözlemci davet edilmesi seçimin demokratik ve şeffaf yapılacağı konusundaki cesareti, özgüveni ve kararlığı peşinen ortaya koymuştur. Orta Asya bölgesinin sosyo-kültürel ve sosyo-politik yapısını 30 yıldır yakından izleyen birisi olarak bu seçimlerin bölgede önemli bir istisna ve parantez oluşturduğunu ifade etmem gerekir. Bu yazımda seçimlere dair birkaç hususa dikkat çekmek istiyorum:

 

UluslararasI seçim gözlemcilerine seçim bölgelerine gitmeden önce seçimin nasıl yapılacağına dair genel bilgilendirme yapıldı, bunun yanında Özbekistan Anayasası ve Seçim Kanunu ile Özbekistan Siyasi Partiler Kanunu farklı dillerde basılı olarak gözlemcilere sunuldu.

 

Özbekistan’da seçimlerden önce gerek medya aracılığıyla gerek törenler düzenlenerek tüm adayların seçim propagandasına imkanlar tanındı. Memleket genelinde yol kenarlarındaki direklere bütün adayların fotoğrafları seçim sloganları ile birlikte renkli ve büyük olarak yerleştirilmişti. Adayların kendilerini tanıtmak için, seçmenleriyle buluşmalarına yeterli fırsat verildiği tüm kesimler tarafından ifade ediliyordu.

 

Seçimin başladığı andan itibaren halk seçim bölgelerindeki sandıklara yöneldi ve hiçbir kargaşa, yığılma olmaksızın ve telaşeye kapılmadan bir düzen içerisinde oylarını kullandı. Bütün cumhurbaşkanı adaylarının mensup oldukları parti gözlemcileri, seçimin başından sonuna kadar seçim sandıklarının karşısında kendilerine ayrılan sıralı düzen içerisindeki yerlerinde bulundular. Uluslararası gözlemciler spontane ve haber vermeksizin istedikleri seçim sandığına gidip denetleyebildi.

 

Seçim görevlilerinin seçmenlere saygı ve nezaketle davrandığına şahitlik ettik. Seçim sonrasında oyların herkese açık bir şekilde sayıldığını bizzat gözlemlediğimi söylemek isterim.

 

 

MİRZİYOYEV’İN ZAFERİ

Seçimlerin sonucunda Şevket Mirziyoyev’in yüzde 80,1 oranında oy alması bölgeyi yalnızca gazete ve televizyon haberlerinden tanıyanların zihinlerinde soru işaretlerine sebep olsa da Özbekistan’da son beş yılda yaşanan dönüşümü takip edenler için hiç de şaşırtıcı değildi. Mirziyoyev’e olan bu yüksek desteğin sebeplerinden benim gözlemleyebildiğim birkaçına dikkat çekmek istiyorum:

 

Özbek halkı, Sovyet dönemi boyunca yoğun bir kültürel asimilasyona tabi tutulmaya çalışılsa da Özbek dilinin gücü, kültürel miras ve Orta Asya’nın ortak hafızasını oluşturan milli kimliği sayesinde Özbek milletinin ayakta kalmasını sağladı.

 

Sovyet sonrası ise bölgenin birçok uluslararası, küresel ve bölgesel aktörler tarafından takipte tutulması ve rahatsız edilmesi bölge ülkelerini daha fazla içine kapatarak koruma ve güvenlik reflekslerini kışkırttı. Yaklaşık 30 yıl boyunca dışa açılamayan dolayısıyla sosyal ve ekonomik açıdan sağlıksız bir süreç atlatan Özbekistan, son beş yıldır tamamen dışarıya açık ve yeniden yapılanmaya yönelik bir strateji izliyor.

 

HEDEF ÖZGÜR, DEMOKRATİK VE KALKINMIŞ ÖZBEKİSTAN

Özbekistan Gelişim ve İlerleme Stratejik Merkez Başkanı Eldor Tulyakov ile gerek İstanbul ziyaretleri sırasında gerekse Taşkent’te iki kez görüşme fırsatımız oldu. Tamamen hükümet dışı bir organizasyon olarak ülkenin yeniden yapılanmasına yönelik reçeteler sunan ve takip yetkisi olan bir kurum olarak bu merkez önemli bir görev icra ediyor. Halk ve hükümet arasında münasebetleri denetleme yetkisine sahip olmakla beraber hükümetin başlattığı kalkınma stratejisinin gidişatını takip ediyor. Komşu devletlerin yanısıra; Avrupa ülkeleri, ABD, Türkiye ve Rusya dahil olmak üzere bütün ülkelerdeki gelişmeleri, reformları yakından takip edip Özbekistan için sorunlara karşı çözüm önerileri oluşturuyorlar. Ülke için oluşturulan stratejik planda sözleri dinleniyor ve bu plan sıkı bir şekilde takip ediliyor. Özbekistan’ın özgür, demokratik ve kalkınmış bir ülke olması ana hedeflerinden birisi. Hafta sonu yapılan seçim bu hedeflerin halk tarafından nasıl benimsendiğini ve yeni yönetime yüzde 80 oranında oy çıkmasının nedenlerini açıkça gösteriyor.

 

EĞİTİM SEFERBERLİĞİNE GEÇİLDİ

Ülkenin tamamında büyük bir şantiye faaliyetinin olduğunu müşahede ettik. Başta devlet binaları, kamu kurumları, hastaneler ve eğitim kurumları olmak üzere altyapının yenilenmesine ve eski Sovyet tarzının yerine yeni ve insan merkezli binaların kurulmasına özen gösteriliyor. Eğitim kurumları modern imkanlara sahip, binalar da ferah, geniş ve daha aydınlık. Ülkenin tamamında ciddi bir eğitim seferberliği dikkat çekiyor. Bu seferberlik yalnızca ilk ve orta öğrenimde değil üniversitelerde de gözle görülür şekilde belirgin.

 

TÜRK İSLAM ESERLERİ MUHAFAZA ALTINDA

Özbekistan’ın tarihi mirasının bir kısmı Sovyet döneminde yerle bir edilmişti. Sufi ve Komiser’in yazarı Alexandre Bennigsen, Sovyet döneminde tamamen yıkılan cami sayısının 17 bin olduğunu söylüyordu. Özbek Türkleri bu yeni dönemde ülkedeki tarihi mirasın restorasyonuna da önem veriyorlar. Dünya tarih mirasının dünyaca tasdik edilmiş ve en önemli mimari ve estetik parçalarını barındıran Buhara, Semerkant, Hive, Taşkent, Şehrisebz ve Namangan gibi şehirlerdeki tarihi imaret, kütüphane, hamam, kabir ve camiler restore edilmiş veya çalışmaları devam ediyor. Türk-İslam mimarisi olan külliyeler eski ihtişamına uygun şekilde onarılarak muhafaza edilmekte. Yalnızca Şevket Mirziyoyev’in beş yıllık dönemi içerisinde 463 cami yeniden aslına uygun şekilde restore edilmiş.

 

KÜLTÜREL MİRAS İHYA EDİLİYOR

Ülkede dünyanın her yerinden kültür turizmi yanında dini seyahatler için de gelen turistleri çokça görmek mümkün. Çünkü tasavvuf büyükleri olarak bilinen isimlerin tamamının kabri neredeyse burada; Şah Nakşibendi, Hoca Arif Revgeri, Mir Külal Hazretleri, Gicdüvani ve yine nice isimleri saymak mümkündür. İmam Buhari ve İmam Tirmizi gibi en önemli hadis alimleri de burada metfundurlar. İtikat mezhebi önderi İmam Maturidi Türbesi de Semerkand’a ayrı bir feyz veriyor.

 

Taşkent’teki Hazreti İmam Külliyesi’nde muhafaza edilen İslam halifesi Hz. Osman’a ait olan Kur’an (Osman Mushafı), Semerkand’daki Gur-i Mir (Emir Timur’un kabri), Kusam bin Abbas Hazretlerinin türbesi bulunan Şah-ı Zinde kompleksi, büyüleyici ihtişamıyla Registan Meydanı, açık müze diyebileceğimiz tarihi Hive şehri, Buhara gibi bütün bu tarihi ve zengin miras dünyanın ilgisini çekiyor. Yeni yönetim kültürel mirası bir yandan Özbek halkının kendisi ve hafızasının yenilenmesi için önemli buluyor, öte yandan haklı olarak ciddi bir turizm yatırımı olarak görüyor ve destekliyor.

 

TÜRKİYE İLE ÇOK YÖNLÜ İŞBİRLİĞİ

Özbekistan hükümeti bölgesel meselelerde ılımlı politikalar uygulayarak aynı zamanda bütün komşuları ile olan problemlerini çözme gayreti içerisinde hareket ediyor. Sovyet döneminden kalan tarihi problemleri, üstelik sadece kendisi ile ilgili olanları değil tüm bölge sorunlarını çözmekte aktif bir aktör. Bütün ülkelerle azami ölçüde iyi ilişkiler kurmak için büyük özen gösteriliyor. Tabii ki kardeş Özbek halkı nezdinde Türkiye çok özel bir yere sahiptir. Özellikle Mirziyoyev’in ülkenin başına gelmesiyle canlanan ilişkiler gittikçe kuvvetlenerek çok yönlü işbirliklerini de beraberinde getirdi. Ticari, kültürel, bilimsel ve turizm bakımından büyük çaplı ortak faaliyetler yürütülmekte. İki taraf için de yararlı olan bu girişim ve gelişmeler kuşkusuz siyaset bazında oluşan dostane münasebetlerin neticesidir.

 

Büyük İpek Yolu’nun kavşağında yer alan, tarih boyunca bu ticaret güzergahının en aktif tacir halkının yurdu olan Özbekistan; nüfusu, tarihi birikimi, dönüşüm gayretiyle günümüzde gelişmeye en fazla açık ve layık olmakla beraber istikbali aydın bir ülkedir.