Hikmet Eren, “Dağlık Karabağ, Güney Kafkasya’nın 20 yıldır çözüm bekleyen sorunudur”

(25.02.2014)

 

Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Dağlık Karabağ sorununu değerlendirdi.

 

“Ermenistan tarafından 1992-1993 yıllarında işgal edilen Azerbaycan toprakları konusu ile Dağlık Karabağ yaklaşık 20 yıldır Güney Kafkasya’nın çözüm bekleyen önemli sorunlarından birisi olarak durmaktadır“ diyen  Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Ermenilerin Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinin başladığı 1980’li yılların sonlarına doğru, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye’den toprak talebinde bulunduğuna dikkat çekti.

 

Hikmet Eren, “SSCB’nin yıkılışını takip eden süreçte Ermeniler Karabağ bölgesinin dağlık kısmına yönelik taleplerini açıktan dillendirmeye başlamışlardır. 1988 yılına gelindiğinde ise tek taraflı olarak gerçekleştirdikleri referandumla bağımsızlık kararı almış, hemen sonrasında da önce Dağlık Karabağ bölgesindeki Türkleri göçe zorlamışlar ardından da Sovyet destekli Ermeni işgalleri başlamıştır’’ dedi. Bu işgaller neticesinde Dağlık Karabağ ile DKÖB’yi çevreleyen yedi Azerbaycan şehrini işgal edildiğni belirten Eren, bu işgaller sonrasında 5 Mayıs 1994’te Bişkek’te bir araya getirilen taraflar arasında ateşkes antlaşması imzalandığını belirtti.

 

”Erivan yönetiminin tutumu yüzünden bir arpa boyu dahi yol kat edilememiştir”

 

Yaklaşık 20 yıldır devam eden işgal sürecinde taraflar arasında gerginliğin artarak devam ettiğine dikkat çeken Hikmet Eren’e göre, tarafların, uzlaşma noktasında bir arpa boyu dahi yol kat edemeyişinin en önemli sebebi  Erivan yönetiminin taviz vermeyen tavrı olmuştur.

 

Tarafların uzlaştırma noktasında uluslararası örgütlerin tutumunu  değerlendiren Hikmet Eren konu ile ilgili şu tespitte bulunuyor:  “Gerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili almış olduğu kararları uygulamadaki başarısızlığı gerekse BM Güvenlik Konseyi’nin sorunun barışçıl yönlerden çözümü için yetki verdiği ve eş başkanlıkları Rusya, ABD ve Fransa’dan oluşan AGİT(AGİK) Minsk Grubu’nun başarısızlığı dikkat çekicidir. Taraflar 2008-2012 yılları arasında devlet başkanları nezdinde 14 defa bir araya gelmiş olmasına rağmen görüşmelerde herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir”

 

“Hukuk Azerbaycan’dan, Batı kamuoyları Ermenistan’dan yanaydı’’

 

5 Mayıs 1994 yılında imzalanan ateşkes antlaşmasının sorunun çözülmüş olması anlamına gelmediğine dikkat çeken Hikmet Eren, “ Her iki tarafın kamuoyları taviz verme konusunda hassasiyete sahip konumdalar. Azerbaycan toplumu bölgenin hukuki ve tarihi olarak kendisine ait olduğunu öne sürmektedir. Buna karşılık, Ermenistan toplumu şu anda toprakları -işgal yolu ile de olsa- kendi elinde bulundurmanın avantajını kullanmakta ve “Büyük Ermenistan’ın” bir parçası olarak gördüğü Karabağ bölgesini bırakmak istememektedir. Ermenistan bölge devletlerinden Rusya’nın askeri dahil açık desteğine sahipti ve İran tarafından da desteklenmekteydi. Azerbaycan ise, Rusya kadar güçlü olmasa da, Türkiye’nin tam açık askeri destek hariç diğer tüm alanlarda desteğini almaktaydı. Diğer önemli bir etken de, Azerbaycan’ın doğal zenginliklere, Ermenistan’ın ise Batı devletlerinde güçlü lobiye sahip olmasıydı. Hukuk Azerbaycan’dan, Batı kamuoyları Ermenistan’dan yana tavır takınmıştır”

 

”Sorunun en önemli özelliği bir yayılmacılık sorunu olmasıdır”

 

Sorunun birçok boyutu (küresel güç mücadelesi, etnik çatışma, dinsel çatışma v.s) bulunmasına rağmen, Hikmet Eren’e göre aslında sorununun en önemli özelliği bir yayılmacılık sorunu olmasıdır. “Fakat sorunun çözümü yayılmacılığa rıza gösterilmesine dayanamayacağı gibi, karşı yayılmacılık hareketleri ya da yayılmacılığa etnik temizlik hareketleri ile de karşılık verilmesi doğru bulunmamaktadır” diyen Eren, sorunun kalıcı çözüme kavuşturulması için, Ermenistan’ın yayılmacılık çabalarının önlenmesi ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün hiçbir ön şart ileri sürülmeksizin sağlanması  gerekmektiğine inanıyor.