Irak’ta hükûmetin yeniden şekillendiği ve Bağdat-Ankara ilişkilerinin güvenlik, ekonomi, enerji, ulaştırma ve su yönetimi gibi başlıklarda yoğunlaştığı bir dönemde, Irak Türkmenlerinin merkezî hükûmet içindeki temsili yeniden öne çıkmaktadır. Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı ve Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağa’ya yeni hükûmette Türkmenleri temsilen görev alması yönünde teklif sunduğuna ilişkin bilgiler bu nedenle dikkat çekicidir. Teklifin kabul edildiğine dair haberler doğrulanır ve resmî bir sürece dönüşürse bu gelişme Türkmenlerin Bağdat’taki görünürlüğünü artırabilecek önemli bir fırsat oluşturabilir.
Ancak teklifin önemi yalnızca kabinede bir Türkmen bakanın yer almasıyla sınırlı değildir. Ağa’nın aynı zamanda Kerkük Valiliği görevini yürütmesi, bu ihtimali Türkmenlerin Kerkük’te yaklaşık bir asır sonra elde ettiği idari kazanımın geleceğiyle doğrudan bağlantılı hâle getirmektedir. Bu nedenle Türkmen siyaseti açısından temel mesele, Bağdat’ta yeni bir makam elde etmekten çok, merkezî temsil ile Kerkük’teki yerel kazanımların birbirini zayıflatmayacak biçimde yönetilmesidir. Bakanlık teklifi doğru planlanırsa kurumsal kapasiteyi güçlendirebilir. Ancak sürecin yanlış yönetilmesi Kerkük’teki kazanımların aşınmasına yol açabilir.
Bakanlık teklifi ve Bağdat’ta Türkmen temsili
Ali Zeydi hükûmeti, 14 Mayıs 2026’da güvenoyu almış ve 16 Mayıs’ta görevi Muhammed Şiya es-Sudani’den devralmıştır. Yeni hükûmetin önünde siyasi istikrar, kamu hizmetlerinin geliştirilmesi, ekonomik kaynakların etkin kullanımı ve bölgesel ilişkilerde denge arayışı gibi başlıklar bulunmaktadır. Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi de bu gündemin önemli parçalarından biridir. Bu çerçevede Zeydi’nin 28 Temmuz’da Ankara’ya yaptığı ziyarette Ağa’nın resmî heyette yer alması, Türkmenlerin yalnızca Irak’ın iç siyasi dengelerinde değil, Türkiye-Irak ilişkilerinde de dikkate alınan bir aktör olarak görüldüğünü göstermiştir.
Bu görünürlük, Türkmen siyaseti açısından sembolik değerin ötesinde sonuçlar doğurabilir. Türkiye-Irak ilişkilerinde güvenlik iş birliği, ticaret, enerji hatları, Kalkınma Yolu Projesi ve sınır güvenliği gibi başlıkların ağırlık kazandığı bir dönemde Türkmenlerin diplomatik çerçeveye dâhil edilmesi, Türkmenlerin Bağdat nezdindeki konumlarını ve iki ülke arasındaki toplumsal bağların kurumsal iş birliğine dönüşme ihtimalini güçlendirebilir. Ancak görünürlüğün kalıcı kazanıma dönüşmesi için temsilin kişisel düzeyde kalmaması, karar alma süreçlerine ve uygulama kapasitesine bağlanması gerekir.
Bakanlık teklifi doğrulanırsa Türkmenler açısından yeni bir temsil kanalı açılabilir. Bunun gerçek bir kazanıma dönüşmesi ise görevin hangi bakanlık kapsamında verileceğine, bakanlığın yetki alanına, bütçesine ve Türkmenlerin öncelikleriyle ne ölçüde örtüşeceğine bağlıdır. Eğitim, kültür, yerel kalkınma, kamu hizmetlerine erişim, istihdam ve idari temsil gibi alanlarda somut politika üretme kapasitesi sağlanmadığı takdirde kabinedeki temsil sembolik düzeyde kalabilir. Bu nedenle bakanlık görevi, yalnızca siyasi prestij olarak değil, Türkmen toplumunun taleplerini hükûmetin politika üretme süreçlerine taşıyabilecek işlevsel bir araç olarak değerlendirilmelidir.
Kerkük Valiliği ve dönüşümlü valilik modeli
Kerkük, Irak Türkmenlerinin tarihî, kültürel ve toplumsal varlığının en önemli merkezlerinden biridir. Şehrin çok bileşenli yapısı, valilik makamını sıradan bir idari görev olmaktan çıkararak temsil, meşruiyet ve yerel yönetim üzerinde etkili olma bakımından özel bir konuma taşımaktadır. Ağa’nın valilik görevine seçilmesi de bu nedenle kişisel bir görevin ötesinde, Türkmenlerin yerel yönetimde görünürlüğünün artması bakımından önemli bir kazanım olarak görülmelidir. Valilik makamı belediye hizmetleri, yatırım öncelikleri, kamu kurumları arasındaki koordinasyon ve merkezî yönetimle ilişkiler bakımından geniş imkânlar sunmaktadır.
Bu kazanımın kalıcı olup olmayacağı, makamın belirli bir süre için kimin tarafından yürütüldüğünden çok, Türkmenlerin yerel karar alma mekanizmalarında ne ölçüde etkili olabildiğiyle ilgilidir. Valilik makamının Türkmenlerin elinde bulunması, diğer toplumsal bileşenlerin haklarını ve temsilini gözeten kapsayıcı bir yönetim anlayışıyla birleştiğinde daha güçlü bir siyasi meşruiyet üretebilir. Kerkük’ün istikrarı, kamu hizmetlerinin eşit sunulması ve yerel yönetimin bütün toplumsal kesimlere açık olması, Türkmen temsilinin kabul edilebilirliğini de artıracaktır.
Ağa’nın bakanlık görevini kabul etmesi durumunda valilik makamını bırakacak olması, dikkatli bir geçiş planını zorunlu kılmaktadır. Kerkük’te valilik makamının farklı toplumsal bileşenler arasında dönüşümlü biçimde yürütülmesine ilişkin siyasi düzenlemeler, Türkmenlerin mevcut kazanımının geleceğini doğrudan etkilemektedir. Mevcut mutabakatın uygulanma biçimine dair değerlendirmeler, valiliğin 2027 yılının ilk çeyreğinde Arap bir adaya geçebileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, takvimin kesinliği ve geçişin hukuki-idari koşulları ilgili anlaşmalar ve resmî kararlar çerçevesinde ayrıca netleştirilmelidir.
Bu süreçte ilk seçenek, Türkmenlere ayrılan valilik süresinin tamamlanması için Türkmen siyasi aktörlerinin üzerinde uzlaşacağı bir ismin görevi devralmasıdır. Böyle bir geçiş, kazanımın kişilere bağlı kalmadan kurumsal nitelik kazanmasına katkı sağlayabilir. Bu seçeneğin uygulanabilirliği ise mevcut düzenlemelerin hukuki çerçevesine, il meclisindeki dengelere ve taraflar arasında oluşacak yeni mutabakatlara bağlıdır. Bunun mümkün olmaması hâlinde ise Türkmenlerin vali yardımcılığı, valilik divanı ve il meclisi başkanlık heyeti gibi mekanizmalarda etkili ve somut yetkilerle temsil edilmesi önem kazanacaktır. Ancak bu görevler, valilik makamının sağladığı görünürlüğü bütünüyle ikame etmeyebilir; bu nedenle alternatif görevler bir geri çekilme değil, yerel yönetimde kapasiteyi koruma aracı olarak tasarlanmalıdır.
Kurumsal devamlılık ve 2027 Seçimleri
Türkmenlerin öncelikli ihtiyacı, merkezî ve yerel temsil imkânlarını birbirine rakip hâle getirmeden tamamlayıcı bir yapıya dönüştürmektir. Bağdat’ta bir Türkmen bakanın bulunması, hükûmet politikalarına erişim ve Türkmen taleplerini gündeme taşıma bakımından önemlidir. Kerkük’te bir Türkmen valinin bulunması ise yerel yönetimde karar alma, kamu hizmetlerini yönlendirme ve toplumsal temsil açısından farklı bir işlev görmektedir. Bu iki makamın siyasi anlamları ve idari yetkileri aynı değildir; bu nedenle birinin elde edilmesi, diğerinden vazgeçmeyi kendiliğinden gerekli kılmaz.
Bu nedenle Türkmen siyasi aktörlerinin bakanlık görevi ile valilik makamının geleceğini birlikte ele alan bir geçiş planı hazırlaması gerekir. Planın ilk aşaması, Ağa’nın olası bakanlık görevinin kapsamını ve valilikten ayrılması hâlinde izlenecek prosedürleri netleştirmek olmalıdır. İkinci aşamada, dönüşümlü valilik modelinin mevcut koşullarda nasıl uygulanacağı değerlendirilmelidir. Üçüncü aşamada ise valilik süresi tamamlanamıyorsa yerel yönetimdeki temsilin hangi yetki paylaşımı mekanizmalarıyla korunacağı belirlenmelidir. Böyle bir yaklaşım, Türkmen temsilinin tek bir isme bağlı kalmasını önleyerek görev değişikliklerinin siyasi kapasitede kesintiye yol açmasını engelleyebilir.
2027’de yapılması planlanan vilayet meclisi seçimleri, bu geçişin siyasi sonuçlarını daha da önemli hâle getirmektedir. Türkmenlerin seçimlere güçlü hazırlanması yalnızca aday belirlemek veya kampanya yürütmekle sınırlı kalmamalıdır. Ortak siyasi önceliklerin belirlenmesi, Türkmen yerleşimlerinin taleplerinin ortak bir programda buluşturulması, seçmenlerle düzenli iletişim kurulması ve yerel yönetimde elde edilen sonuçların görünür kılınması gerekir. Kerkük merkezinin yanı sıra ilçeler ve nahiyelerdeki toplumsal bağların güçlendirilmesi de bu hazırlığın parçası olmalıdır. Valilik ve diğer idari görevlerdeki temsil, kamu hizmetlerine ilişkin ihtiyaçların daha yakından takip edilmesine katkı sunabilir; fakat idari makamların seçimlerde doğrudan avantaj sağlayacağı varsayılmamalıdır. Bu avantaj ancak hizmetlerin etkinliği, hesap verebilirlik, toplumsal güven ve siyasi koordinasyonla ortaya çıkabilir.
Ağa’ya sunulan bakanlık teklifi, doğrulanması ve resmî sürece dönüşmesi hâlinde Türkmen siyaseti için önemli bir imkân oluşturabilir. Ancak bu imkânın kalıcı başarıya dönüşmesi, Kerkük’teki kazanımların korunması ve Türkmen temsilinin kişilere bağlı olmayan kurumsal bir zemine taşınmasıyla mümkündür. Türkmenlerin önündeki temel sınav, Bağdat’ta kazanılabilecek yeni siyasi alan ile Kerkük’teki mevcut idari konumu karşıt seçenekler olarak görmemektir.
Bu kapsamda valilik süresinin tamamlanması hukuken ve siyasi olarak mümkünse, Türkmenlerin üzerinde uzlaşacağı bir ismin görevi devralması öncelikli seçenek olmalıdır. Bunun mümkün olmaması hâlinde yerel yönetimde somut yetkilerle desteklenen bir temsil düzeni kurulmalıdır. Sonuç olarak Türkmenlerin hedefi, bir makamı diğerine tercih etmekten ziyade, elde edilen siyasi ve idari imkânları birbirini destekleyen sürdürülebilir bir temsil yapısına dönüştürmek olmalıdır. Bakanlık teklifi bu açıdan yeni bir fırsat penceresi açmaktadır; fakat bu pencerenin Türkmenler açısından gerçek bir kazanıma dönüşmesi, Bağdat ve Kerkük dosyalarının aynı stratejik çerçeve içinde yönetilmesine bağlıdır.
Dr. Selçuk BACALAN
ORSAM Türkmen Çalışmaları Kıdemli Uzmanı

